Geçen gün bir okurum bana mail ile bir takım sorular sormuş. Yanıtlarımı onun iznini alarak burada yayınlamak istedim. (Red dominum)
"Merhabaa,
Dün blogunuzu keşfetmiş ve oldukça etkilenmiş bir xxxxx öğrencisi olarak, birkaç şeyi merak ediyorum. Özel olup olmadığını ve yanıtlayıp yanıtlamayacağınızı tabii bilemem bu soruları; ancak, sizi temin ederim ki merakımda samimiyim. Terimlerin sizin kullandığınız şekillerine pek aşina değilim; o yüzden "dom" diye kısalttığımda yüzünüz buruşuyorsa özür diliyorum.
- Öncelikle, bir dom olduğunuzu nasıl keşfettiniz? Gerçekten, fark etmenizi ne sağladı?
- Günlük hayatınızda da, farkında olmadan insanları domine ettiğiniz/etmeye çalıştığınız oluyor mu?
- Diğer domlarla ilişkileriniz nasıl?
- Rolden çıkmanız ya da role girmeniz zor oluyor mu? (En azından, başlarda zor muydu ve nasıl adapte oldunuz?)"
Bu kadar :) Şimdilik, aklıma gelen yalnızca bunlar. Cevap alabildiğimde, başka sorularım olursa onları da yönlendirmek isterim.
Teşekkürler,
İ.i
Dün blogunuzu keşfetmiş ve oldukça etkilenmiş bir xxxxx öğrencisi olarak, birkaç şeyi merak ediyorum. Özel olup olmadığını ve yanıtlayıp yanıtlamayacağınızı tabii bilemem bu soruları; ancak, sizi temin ederim ki merakımda samimiyim. Terimlerin sizin kullandığınız şekillerine pek aşina değilim; o yüzden "dom" diye kısalttığımda yüzünüz buruşuyorsa özür diliyorum.
- Öncelikle, bir dom olduğunuzu nasıl keşfettiniz? Gerçekten, fark etmenizi ne sağladı?
- Günlük hayatınızda da, farkında olmadan insanları domine ettiğiniz/etmeye çalıştığınız oluyor mu?
- Diğer domlarla ilişkileriniz nasıl?
- Rolden çıkmanız ya da role girmeniz zor oluyor mu? (En azından, başlarda zor muydu ve nasıl adapte oldunuz?)"
Bu kadar :) Şimdilik, aklıma gelen yalnızca bunlar. Cevap alabildiğimde, başka sorularım olursa onları da yönlendirmek isterim.
Teşekkürler,
İ.i

|
30 Eylül (4 gün önce)
![]() | ![]() ![]() | ||
|
Sevgili İi
Sorularının okuldaki odevle ilgili bir calısma icin oldugunu dusundurttun bana:) Oyle bile olsa elden geldigince yanıtlamaya calısayım. Özel bir şey yok , öyle olsa böyle bir blog açmazdım.
Blogumu ilgiyle okumana sevindim. Tabi dün keşfettiğin icin sadece birkaç yazıya bakmışsındır. bütününü okudugunda hakkımda belli bir kanıya varabilirsin. tabi ki okumak istersen...
Öncelikle ben Terimler, jargon, kurallar gibi şeylere inanmıyorum bu tür ilişkilerde. Her ilişki unique , biricik essiz kendi ozelindedir. BDSM diye google yaptıgında karsına cıkan lateks kıyafetler, kelepce ve kırbac satıcılarının ilanları ve abartılı bir sözde "community" cıkar.
Oysa işin özünde marquis de sade yatar. En azından bazı şeylerin adını koymustur ve sevgili marki'nin jargonunda BDSM , dom vs. gibi sonradan üretilen terimler yok. Zaten dünya BDSM fededasyonu gibi kurumlar da yok belirli bir jargon ve terim kullanımını zorunlu tutan. Sizin meslekte xxxxx var mesela standartlar koyan bir kuruluş. Oysa bdsm'de böyle bir şey yok. hatta bdsm yerine kole ve efendi ilişkisini daha sıklıkla kullanırım. Sadece insanlar BDSM diyince anlıyor diye arada bir o ifadeyi kullanıyorum. Yüzüm buruşmuyor bu nedenle sorularından dolayı...Yani itiraf edeyim mailin giriş paragrafına bakmadan ilk anda sorulara bakınca dom ifadesini gorunce gülümsedim ama ilk paragraftaki acıklamandan sonra zaten tanımlama güclügü yüzünden bu ifadeyi kullandıgını anladım.
Bana siz diye hitap etmenden dolayı da teşekkür ederim. Her seyin bir ritüeli ve saygı boyutu var cünkü.
Sorularına yanıtlarım şunlar:
- Öncelikle, bir dom olduğunuzu nasıl keşfettiniz? Gerçekten, fark etmenizi ne sağladı?
Zaten bunla barışmıştım ben. Kendime kazık atmamaya karar verdim. Kimseye anlatmasam da artık iç dünyamdaki kirli arzulardan, fantazilerden vs. utanc duymuyordum. Beni ben yapan seylerin yarısı da bunlardı cünkü... Marki'nin de söyledigi sey bundan ibaret. Siz rahipler benim kitaplarımı okuyup gizlice masturbasyon yapiyorsunuz. Sizin de herkesin icinde var bunlar diyordu. Tabi şimdi bunları boyle yorumluyorum, o yıllarda ustun koru okurdum markiyi. Yani onun yardımı olmadan farkettim karanlık yanımla barısmayı.
Bu anlamda kadınlarda karanlık yanların aynen benim icimdeki gibi bastırıldıgını kesfettim. Sonra kendime yol arkadaşı yaratma cabasıyla belki de , kadınların icindeki karanlık yanlarla barısmalarına yardımcı oldum. CEsaretlendirdim. Fakat bunu yaparken onların bana teslim oldugunu benim de oyuncusunu cesaretlendirci bir beyzbol koçu gibi onları domine etmeye basladıgımı farkettim. Yani dogal akısıyla ilerledi ve sonra bu rolümün de bana ait bir sey olarak icimde yasadıgını ama o zamana kadar ortaya cıkmasına izin vermedigimi farkettim.
Etrafımda o zamandan bu yana salak , egosunu sisirmek icin erkeklesmis, sımarık, kendini kandırıp güzel restoranlarda oturarak icindeki karanlıga yüz cevirmis kadınlara yer vermiyorum hayatımda. Medeni, hayatı ve kendini anlamaya caba sarfeden. Bunun icin okuyan, sanatta ve kitapta , insan iliskilerinde kendini arayan kadınları seviyorum. Bu kadınlar da sanılanın aksine hic de ezik olmayan sadece kendini anlama, dogru yorumlama ve kimliğiyle yüzlesmeye susamıs ve cesaret isteyen kadınlar. Senin bana "dom" diye tabir ettigin rolümün kaynagı bu. Evet bu icimde vardı ve bir şekilde cıkmasına müsade ettim. Öykü budur:)
- Günlük hayatınızda da, farkında olmadan insanları domine ettiğiniz/etmeye çalıştığınız oluyor mu?
- Diğer domlarla ilişkileriniz nasıl?
Fakat BDSM camiası diye takılan , olayı sablonlara doken, basit seksuel oyunlar haline getiren, ya da takıntılı bir şekilde köle üzerinde kullanmak üzere bir takım materyallere sahip olan, lateks kıyafetler bir takım gemici dügümlerini hayatlarına almıs, ellerinden gelse kadın baglama kursuna yazılacak derecede idealini yapmaya calısan komik bir topluluk var türkiyede ve dünyada. Marki de sade bunları gorse kırbaç manyagı yapardı kadın erkek demeden. Düsünebiliyor musun, marki de sade'ın aman super dugumler atayım diye kendini kastıgını:) bunlarla işim yok. Benim temsil ettigim durus, tamamen ic dünyamızla barışma ve onu yaşamaya donuk bir duruş. Ve bastırılan o ic dünyaların insanları mutsuz ettigi, utanca bogdugu , hatta evlilikleri iliskileri anlamsızca cıkmaza soktugunu, insanların ozgur hissetmemesine neden oldugunu vurgulayan , buradan hareket eden bir durus. O nedenle sırf bdsm ya da kole efendi iliskisini hayat tarzı haline getirdi diye o insanlarla cok ortak noktam oldugunu sanmıyorum. Ben koleme asaleti bulastırırım, onlar kölesine kokuşmuşluğu ve derinliksizliği.
- Rolden çıkmanız ya da role girmeniz zor oluyor mu? (En azından, başlarda zor muydu ve nasıl adapte oldunuz?)
Sorunun yanıtına bir özet geçmek gerekirse, Ben 24 saat o kimliğimi gercek olarak yasiyorum ama tabi ki senin kadar ve diger insanlar kadar dısarıda kendimi biraz kısıtlıyorum ama bir saniye bile efendi oldugumu unutmuyorum.Efendi oldugumu unutmamak eksik bir ifade. yani o karanlık yanımın da beni ben yapan bir ozellik oldugunu unutmadan yasiyorum. Bu da beni ozgur ve mutlu kılıyor. Tarifi zor. Yasanında o ic ferahlıgını ve ozgurlesmeyi yasayabiliyor insan. Tarifsiz. Ha bir de diger yandan, kolemin yanında ya da kendimleyken kimliğimi yasamak zor olmuyor. Asla bir role play degil yasadıgımız sey.
Bu arada baska sorular da dogurmus olabilir soruların. Dilersen sorabilirsin..
Kendine cok iyi bak.
Sevgiler
RED
3 yorum:
Ben koleme asaleti bulastırırım, onlar kölesine kokuşmuşluğu ve derinliksizliği. .. budur !! BUDUR ! BUDUR!
yorum icin tesekkurler:)
"Kölemle olan ilişkimde bir rol durumu yok . Tam tersi bunun , sosyal hayatta yasadıgımızdan daha GERÇEK bir şey oldugunu biliyorum. Sanırım sen de dahil 7 milyar dünyalı her gün uyanıp, karanlık dünyasını evde bırakıp sonra işe okula giderken, kocasıyla cocuklarıyla sofraya otururken role giriyor."
Merak ettim:
Bir rol durumu yok diyorsaniz, neden farkli dünyalardan yada yasam biciminden bahsediyorsunuz?
Rol durumu yoksa, neden insanlar ,,Karanlik yönümüz" olarak tanimladiginiz yönlerini dürüstce rol
yapmadan yasayamiyor?
Sizce bu camiada evli ve cocuk sahibi olmak (köle Olsun Efendi olsun) mümkümü?
Bence en zor "rol durumu" isin icine evlilik ve cocuk girince baslar. Yoksa insanin karaalik yönlerini yada cinsel egilimini özgürce yasamasinda bir sakinca görmüyorum.
dipnot: Bu aralar "Shades of Grey" Romanini okuyorum ve bu dünyayi merak edip arastiriken blogunuza tesadüf ettim. Bütün yazilarinizi okumadim ama okudugum yazilarinizda insan psikolojisi ve bastirilmis duygular öne cikiyor bana göre. Tebrikler...
Almanyadan selamlar Hülya
Yorum Gönder