4 Ekim 2012 Perşembe

Bir okur mektubuna yanıtım

Geçen gün bir okurum bana mail ile bir takım sorular sormuş. Yanıtlarımı onun iznini alarak burada yayınlamak istedim. (Red dominum)
"Merhabaa,

Dün blogunuzu keşfetmiş ve oldukça etkilenmiş bir xxxxx  öğrencisi olarak, birkaç şeyi merak ediyorum. Özel olup olmadığını ve yanıtlayıp yanıtlamayacağınızı tabii bilemem bu soruları; ancak, sizi temin ederim ki merakımda samimiyim. Terimlerin sizin kullandığınız şekillerine pek aşina değilim; o yüzden "dom" diye kısalttığımda yüzünüz buruşuyorsa özür diliyorum.


- Öncelikle, bir dom olduğunuzu nasıl keşfettiniz? Gerçekten, fark etmenizi ne sağladı?
- Günlük hayatınızda da, farkında olmadan insanları domine ettiğiniz/etmeye çalıştığınız oluyor mu?
- Diğer domlarla ilişkileriniz nasıl?
- Rolden çıkmanız ya da role girmeniz zor oluyor mu? (En azından, başlarda zor muydu ve nasıl adapte oldunuz?)"


Bu kadar :) Şimdilik, aklıma gelen yalnızca bunlar. Cevap alabildiğimde, başka sorularım olursa onları da yönlendirmek isterim.

Teşekkürler,

İ.i
RedDominum Dominum reddominum@gmail.com
30 Eylül (4 gün önce)

Kime: İ.

Sevgili İi

Sorularının okuldaki odevle ilgili bir calısma icin  oldugunu dusundurttun bana:) Oyle bile olsa elden geldigince yanıtlamaya calısayım. Özel bir şey yok , öyle olsa böyle bir blog açmazdım.

Blogumu ilgiyle okumana sevindim. Tabi dün keşfettiğin icin sadece birkaç yazıya bakmışsındır. bütününü okudugunda hakkımda belli bir kanıya varabilirsin. tabi ki okumak istersen...

Öncelikle ben Terimler, jargon, kurallar gibi şeylere inanmıyorum bu tür ilişkilerde. Her ilişki unique , biricik essiz kendi ozelindedir. BDSM diye google yaptıgında karsına cıkan lateks kıyafetler, kelepce  ve kırbac satıcılarının ilanları ve abartılı bir sözde "community" cıkar.

Oysa işin özünde marquis de sade yatar.  En azından bazı şeylerin adını koymustur ve sevgili marki'nin jargonunda BDSM , dom vs. gibi sonradan üretilen terimler yok. Zaten dünya BDSM fededasyonu gibi kurumlar da yok belirli bir jargon ve terim kullanımını zorunlu tutan. Sizin meslekte xxxxx var mesela standartlar koyan bir kuruluş.    Oysa bdsm'de böyle bir şey yok. hatta bdsm yerine kole ve efendi ilişkisini daha sıklıkla kullanırım. Sadece insanlar BDSM diyince anlıyor diye arada bir  o ifadeyi kullanıyorum. Yüzüm buruşmuyor bu nedenle sorularından dolayı...Yani itiraf edeyim mailin giriş paragrafına bakmadan ilk anda sorulara bakınca dom ifadesini gorunce gülümsedim ama ilk paragraftaki acıklamandan sonra  zaten  tanımlama güclügü yüzünden bu ifadeyi kullandıgını anladım.

Bana siz diye hitap etmenden dolayı da teşekkür ederim. Her seyin bir ritüeli  ve saygı boyutu var cünkü.

Sorularına yanıtlarım şunlar:



- Öncelikle, bir dom olduğunuzu nasıl keşfettiniz? Gerçekten, fark etmenizi ne sağladı?
Şimdi sorunda klasik anlamda Dominant Abi oldugunu nasıl anladın diyorsan. Dominant Abi falan degilim. Bu benim icin psikolojik, felsefi ve hatta politik bir duruş. Domine etmek benim için işin ritueli. Oraya geliriz. Zaten 2. sorunun konusu bu. Ama birbiriyle baglantılı. Aslında bu benim kendimle mücadelem sonucu kesfettgim bir kimlik oldu. 20 li yaşlardayken , kültürlü eline yüzüne bakılır, normal türk erkegine gore cekici, ne dedigini bilen, özenli bir adam olarak hayatıma cesitli kızlar giriyordu. uzun süreli sevgililikler elbette yasamımda oldu. neyse...Tanıdıgım kadınları sevisme sırasında konusmaya yonlendirmeye basladıgımda gordum ki, kadın erkek farketmiyor herkesin iç dünyasında aykırılıklar var. Fantazi diye kücümseyip kenara koydugumuz şeyler aslında hiçkimsenin  oyle kolayca kenara koyamadıgı onemli seyler. Kisiliklerinin ic dünyalarının bir parcası. Ama dini yasaklar, sosyal kurallar, ahlaki dayatmalar, sosyal statünün zorladıgı beyefendi hanfedi duruşları gibi kısıtlayıcılar yüzünden bizi biz yapan elmanın yarısını hep bastırıyoruz. Elbette bir insan kültürlü, hayvansever, dogaya saygılı, trafik kuralalrına uyan, düsmanına bile kufretmeden  asil bir uslupla yaklasabilen, kibar, saygılı, vicdanlı olabilir. Ama bu yanımız  ayın aydınlık yüzü. Bir de dark side of the moon var. yani karanlıktaki tarafımız. En az sosyal hayatta gorunen tarafımız kadar bizi belirliyor. Yalnızken, kimseler yokken, kafamızda, icimizde, yatagımızdayken , banyodayken, kendi kendimizle konusurken o karanlık yüzümüz de var.  Fakat dinler , kurallar bize o yanı yasaklamıs binlerce yildir. insan masum ve iyi olmalıdır diye beynimize kazınmıs . Yani sadece ay'ın aydınlık yüzüsünüz. Eger ki karanlık yüzünüz aklınızı celerse, bilin ki o şeytandır, moder zamanlarda ruh hastaligi , sapkınlık, abnormal behavior vs. olarak bastırılmıstır. Bize söylenen en büyük yalan bu. Hem aydınlık hem karanlık yanlarımızdan olusan bir bütünüz. Karanlık yanımdan dolayı utanc duymak insanlık tarihi boyunca nesillere acı vermiş. Kendi kendimize acımızı yaşamısız. Ozgurce o yanımızı kucaklamamısız. Aydınlık yanımız yani görünen kisiligimizin küstahlıgı diger yanımızdan utanc duymamıza yol acmıs.
Zaten bunla barışmıştım ben. Kendime kazık atmamaya karar verdim. Kimseye anlatmasam da artık iç dünyamdaki kirli arzulardan, fantazilerden vs. utanc duymuyordum. Beni ben yapan seylerin yarısı da bunlardı cünkü... Marki'nin de söyledigi sey bundan ibaret.  Siz rahipler benim kitaplarımı okuyup gizlice masturbasyon yapiyorsunuz. Sizin de herkesin icinde var bunlar diyordu. Tabi şimdi bunları boyle yorumluyorum, o yıllarda ustun koru okurdum markiyi. Yani onun yardımı olmadan farkettim karanlık yanımla barısmayı.


Bu anlamda kadınlarda karanlık yanların aynen benim icimdeki gibi bastırıldıgını kesfettim. Sonra kendime yol arkadaşı yaratma cabasıyla belki de , kadınların icindeki karanlık yanlarla barısmalarına yardımcı oldum. CEsaretlendirdim. Fakat bunu yaparken onların bana teslim oldugunu benim de oyuncusunu  cesaretlendirci bir beyzbol koçu gibi onları domine etmeye basladıgımı farkettim. Yani dogal akısıyla ilerledi ve sonra bu rolümün de bana ait bir sey olarak icimde yasadıgını ama o zamana kadar ortaya cıkmasına izin vermedigimi farkettim.

Etrafımda o zamandan bu yana salak , egosunu sisirmek icin erkeklesmis,  sımarık, kendini kandırıp güzel restoranlarda  oturarak icindeki karanlıga yüz cevirmis kadınlara yer vermiyorum hayatımda. Medeni, hayatı ve kendini anlamaya caba sarfeden. Bunun icin okuyan, sanatta ve kitapta , insan iliskilerinde kendini  arayan kadınları seviyorum. Bu kadınlar da sanılanın aksine hic de ezik olmayan sadece kendini anlama, dogru yorumlama ve kimliğiyle yüzlesmeye susamıs ve cesaret isteyen kadınlar.  Senin bana "dom" diye tabir ettigin rolümün kaynagı bu. Evet bu icimde vardı ve bir şekilde cıkmasına müsade ettim. Öykü budur:)


- Günlük hayatınızda da, farkında olmadan insanları domine ettiğiniz/etmeye çalıştığınız oluyor mu?
Günlük hayatta aslında gayet beyfendi, fazla ince özenli ve düsünceli bir insanım. İnsanların algısı bu yonde. Herkese yardım etmeye, düsüncelerimi onlara sunarak farklı perspektiflerden bakmalarını saglamaya cok istekli ve bunu içtenlikle yapan biriyim. Zaman zaman işyerinde yonettigim kisilere karsı da "patron benim" noktasını anımsatıyorum davranıslarımla. Zaten onlar da bunun farkında oluyor. Hem sevecen  bir yonetici, hem ekibini koruyan ve gelistiren bir adam ama diger yandan da ekibini zaman zaman cekip  sarsaklıkların onlara bir yarar saglamayacagını da anımsatan, gücünü onlara hissettiren biriyim.Ama dedigim gibi oyle hayt huyt  , herseye ben karar veririm , benim dedigim olur tarzı biri degilim. Bir köleyle olan ilişkimin ritueli farklıdır. Hatta kole adayı olan, kölem olmak isteyen kadınlar da oluyor zaman zaman. Onlara karsı bile sosyal hayattaki nezaketimle yaklasırım.  Kölem olmayan  , ama olmaya yaklasmıs birine bile Haddini bil seni sefil tarzında abartılı bir adam gelmesin gözünün önüne:) yani özetle , senin analyacagın, sosyal hayatta beni tanısan aklına pek gelmez Efendi oldugum. cok iyi gozlemlemen lazım bunu tahmin edebilmen icin:)


- Diğer domlarla ilişkileriniz nasıl?
Aslında diger dom'lar dediginde cok geniş bir yelpazeyi tarif ediyorsun. yüksek egolu küstah adamlar da , kadına siddet uygulamaktan cinsel zevk almak dısında konuyla ilgisi olmayan adamlar da,  bunu sadece seks fantazisi goren adamlar da, eline gecirip kolesi yaptıgı kıza vicdansızlık yapan acımasızca onları ruhsal ve fiziksel olarak yipratan herifler de, kolesine orospu karınnın biri, kullandım attım gitti seklinde yaklasanlar da bu yelpazede. Evet benim bunlarla hiç bir ilişkim olamaz ve kirlilik olarak görüyorum bu insanları... Sohbet ederek bile kendi dünyama sokmuyorum. Kimlerle ilişkileirm iyi? Konunun ozunu anlamıs, sablonlarla düsünmeyen, BDSM terimlerini ezberleyip "şu boyle olmalı bu soyle olmalı" diye  olayın profesor kesilmeyen , kole efendi iliskisinin zaten insanın dogal bir gudusu oldugunu anlayan, ve bunun koleyi ingilizcesiyle "Care" etmek, onu gelistirmek oldugunu bilen. Kirli yanlarıyla barısık, ama asla kimseye zalimlik zorbalık yapmadan efendi olabilen bir asaleti tasıyan kisilerle iletisim kuruyorum. 1-2 kişi'den fazla degil benim tanıdıklarım. Dostluk seklinde saygılı ve vefalı iliskiler bunlar.

Fakat BDSM camiası diye takılan , olayı sablonlara doken, basit seksuel oyunlar haline getiren, ya da takıntılı bir şekilde  köle üzerinde kullanmak üzere bir takım materyallere sahip olan, lateks kıyafetler bir takım  gemici dügümlerini hayatlarına almıs, ellerinden gelse kadın baglama kursuna yazılacak derecede idealini yapmaya calısan komik bir topluluk var türkiyede ve dünyada. Marki de sade bunları gorse kırbaç manyagı yapardı kadın erkek demeden.  Düsünebiliyor musun, marki de sade'ın aman super dugumler atayım diye kendini kastıgını:) bunlarla işim yok. Benim temsil ettigim durus, tamamen ic dünyamızla barışma ve onu yaşamaya donuk bir duruş. Ve bastırılan o ic dünyaların insanları mutsuz ettigi, utanca bogdugu , hatta evlilikleri iliskileri anlamsızca cıkmaza soktugunu, insanların ozgur hissetmemesine neden oldugunu vurgulayan , buradan hareket eden bir durus. O nedenle sırf bdsm  ya da kole efendi iliskisini hayat tarzı haline getirdi diye o insanlarla cok ortak noktam oldugunu sanmıyorum.  Ben koleme asaleti bulastırırım, onlar kölesine kokuşmuşluğu ve derinliksizliği.

- Rolden çıkmanız ya da role girmeniz zor oluyor mu? (En azından, başlarda zor muydu ve nasıl adapte oldunuz?)
Rol mü? Kölemle olan ilişkimde bir rol durumu yok . Tam tersi bunun , sosyal hayatta yasadıgımızdan daha  GERÇEK bir şey oldugunu biliyorum.  Sanırım sen de dahil 7 milyar dünyalı her gün uyanıp, karanlık dünyasını evde bırakıp sonra işe okula giderken, kocasıyla cocuklarıyla sofraya otururken role giriyor. Asıl ben sana sormalıyım role girmeniz  zor olmuyor mu diye?:) İcindeki karanlıgı bastırıp sirin ogrenci rolüne girmek zor  (ve malesef acı verici) olmuyor mu? acı verici kısmı gerci , nasırlasan yerlerde artık kanıksandıgı icin insanlar kendilerine bile bile  acı verdiklerini farketmiyorlar bile. Bu nedenle de bundan sikayetci olmuyorlar.

Sorunun yanıtına bir özet geçmek gerekirse, Ben 24 saat o kimliğimi gercek olarak yasiyorum ama tabi ki senin kadar ve diger insanlar kadar dısarıda kendimi biraz kısıtlıyorum ama bir saniye bile efendi oldugumu unutmuyorum.Efendi oldugumu unutmamak eksik bir ifade. yani o karanlık yanımın da beni ben yapan bir ozellik oldugunu unutmadan yasiyorum. Bu da beni ozgur ve mutlu kılıyor. Tarifi zor. Yasanında o ic ferahlıgını ve ozgurlesmeyi yasayabiliyor insan. Tarifsiz.  Ha bir de diger yandan, kolemin yanında ya da kendimleyken kimliğimi yasamak zor olmuyor.  Asla bir role play degil yasadıgımız sey.

Bu arada baska sorular da dogurmus olabilir  soruların. Dilersen sorabilirsin..

Kendine cok iyi bak.

Sevgiler
RED

3 yorum:

Kadın Efendi dedi ki...

Ben koleme asaleti bulastırırım, onlar kölesine kokuşmuşluğu ve derinliksizliği. .. budur !! BUDUR ! BUDUR!

Red Dominum dedi ki...

yorum icin tesekkurler:)

Adsız dedi ki...

"Kölemle olan ilişkimde bir rol durumu yok . Tam tersi bunun , sosyal hayatta yasadıgımızdan daha  GERÇEK bir şey oldugunu biliyorum.  Sanırım sen de dahil 7 milyar dünyalı her gün uyanıp, karanlık dünyasını evde bırakıp sonra işe okula giderken, kocasıyla cocuklarıyla sofraya otururken role giriyor."

Merak ettim:
Bir rol durumu yok diyorsaniz, neden farkli dünyalardan yada yasam biciminden bahsediyorsunuz?

Rol durumu yoksa, neden insanlar ,,Karanlik yönümüz" olarak tanimladiginiz yönlerini dürüstce rol
yapmadan yasayamiyor?
Sizce bu camiada evli ve cocuk sahibi olmak (köle Olsun Efendi olsun) mümkümü?
Bence en zor "rol durumu" isin icine evlilik ve cocuk girince baslar. Yoksa insanin karaalik yönlerini yada cinsel egilimini özgürce yasamasinda bir sakinca görmüyorum.

dipnot: Bu aralar "Shades of Grey" Romanini okuyorum ve bu dünyayi merak edip arastiriken blogunuza tesadüf ettim. Bütün yazilarinizi okumadim ama okudugum yazilarinizda insan psikolojisi ve bastirilmis duygular öne cikiyor bana göre. Tebrikler...
Almanyadan selamlar Hülya