
Ana yazılarım oluşana kadar küçük öyküler size renk katabilir diye düşündüm. Bir de "Seks yazın yaaaa" diyen bir okurum vardı. Bir parça onu da mutlu eder belki bu yazdıklarım. Kimbilir:)))
Yazılarımı kısıtlı zamanlarda aceleyle yazdığım için yazım hatası sayılmayacak ama "tashih" dediğimiz tapaj hatalarımı hoş göreceğinizi biliyorum. Yazıp sonra bir de düzeltmekle uğraşamıyorum....
İlk öyküm, köle seçen bir Efendi'nin doğru köleyi bulduğu an'a ilişkin bir küçük öykü...Uzatılabilecek daha da keyifli hale getirilebilecek bir konuydu. Fakat uzatırsam küçük öykü olma mantığı nerede? diyecektik. Kısa bir film karesi diye okuyun bence sadece...Umarım beğenirsiniz.
KÖLELİĞE KABUL
Efendi o gün bir köle adayını villasının büyük misafir odasına getirdi.
Kız ile uzun süre konuşarak gerçekten köle olmaya ne kadar hazır oldugunu anlamaya çalıştı.

Kızla sohbetini onu kırbaçlayarak sürdürdü.
"Benim karşımda nesin sen?
"Bir hiçim Efendim"
"Peki, sana neler yaparsam dayanabilirsin?"
"Canınızın istediği herşeyi Efendim"
Efendi, şaşırmıştı. Hiç bu kadar yürekten bir "herşeyiiii" ifadesi duymamıştı.... Kızın ses tonu, Efendinin karsısında tamamen hiçleşmenin getirdiği mutluluğu taşıyordu.
Sonra kızı tokatlayarak devam etti. Kız her seferinde tam bir köle gibi "Teşekkür ederim Efendim" diyordu başı dimdik.
Tokatlar sertleştikçe kızın gururlu ve itaatkar bakışı da o kadar güçleniyor ve ağzından çıkan "Teşekkür ederim Efendim" sözleri de o kadar kararlı hale geliyordu.

"Aferim! Demek işememe de ses çıkartmıyorsun."
Kız yediği dayağın getirdiği yıpranmışlıkla ama saygılı bir ses tonuyla başını sağa sola sallayıp "ı ıhh! sizden gelen hiçbirseye ses çıkaramam Efendim" dedi. "Siz ne istiyorsanız O".
Efendi kızı daha önceden tanımasa, kızın ruhunda ezilen yerler olduğunu, derin yaraları olan biri olduğunu düşüecekti neredeyse. Hayır bu gerçekten itaatkar bir kızdı.
Kırbacı elinden bırakan Efendi, diz üstü duran kızın karsısına geçti ve "Pantolonumun dügmelerini çöz" diye emretti. Elleri arkasında bağlı olduğu için kız, bu emri yerine getirmek icin agzını ve dişlerini kullandı. Biraz zorlanarak da olsa ağzıyla Efendinin pantolon düğmelerini çözebildi. Dişleriyle pantolonu efendinin dizine kadar sıyırdı. Sonra da adamın iç çamasırını aynı şekilde indirdi ağzıyla...
Efendi "Ne duruyorsun emsene" dedi tam sertleşmemiş aletini kızın ağzına dayayarak.
Kız tenindeki acıyı unutmuşçasına emmeye başladı adamı...Adamın agzında giderek sertleştigini hissedip görevini yerine getirmenin verdiği sevinci yaşıyordu...Sevinç mi? Heyecan mı yoksa biraz hüzünle karışık sadece bir itaat ve teslimiyet hissi mi? Bilinmez...
Aleti sertleşmiş olduğu için kendini zevke hazır hisseden Efendi, kizin agzını becermeye başladı...Kızın agzından cıkan tükürükler dudaklarının kenarından akıp memelerine, dizlerine doğru uzayarak akiyordu...Efendi böyle ağdalı, uzayan tükürükleri seviyordu kadında...
Emme ile başlayan sonra kızın saçlarından tutarak onun ağzını becermeye doğru sertleşen bu oral seks, artık Efendinin sınırları zorlayıcı gırtlağa yönelme hamlesiyle sürdü....Gırtlağında o sert aleti hisseden kız biraz böğürdü....Efendi, kızın nefes alması için aletini ağzından çıkardı kızın.
Kızın agzından sessizce şu kelimeler döküldü: "Şey, Efendim, kusabilirim böyle, banyoda devam etmek istersiniz belki.. kussam bile en azından yerler kirlenmemiş olur. Ya da kirlensin derseniz ben temizlerim sonra"
Oysa bu kız "yapmayın kusacağım yoksa" demiyor," kussam bile siz yapın ama banyoda yaparsanız yerleriniz kirlenmez" diyordu...Kusmaktan, kusarken agzının becerilmesinden, o güzel ve narin kızın bir erkeğin karsısında kusarken pis görünmesinden hiç bir çekincesi yoktu. Efendi bu, isterse kusarken de agzını becerebilirdi. Ne zaman neyi yapacagını ne zaman neyi yapmayı bırakacagını Efendi bilirdi çünkü. Efendinin arzusu "Ne ise o" idi. Efendiye , sırf efendi olduğu için değil tutku ve aşktan da öte bir bağlılık taşıdığı için ona böyle itaat edebiliyordu.
Efendi kızı oyle bıraktı. Kendi üstünü giydi. Purosunu yaktı, viskisinden bir yudum aldı, donuk ve hayran gözlerle kızı baktı uzun uzun... Kız da gözlerini Efendinin gözlerinden ayırmıyor ve gururla ona bakıyordu.
Efendi bu köle adayı için o an artık" işte benim kölem bu" diye düşünmeye başladı. Köle kız gerçek bir kölelik sınavını, tensel değil ruhsal bir güçle geçmişti. Kız, Efendinin bakışlarından bunu anladı, yıllardır aradığı Efendisine kavuşmuştu.
6 yorum:
Umarım günün birinde ben yıllarca ait olmayı umduğum Efendim'e kavuşabilirim...
Umarım kavuşursun Adsız..
işte bu:)
İşte ne??
Evet işte ne?:)
Hala var mı kölen yada bu kadın hala kölen mi
Yorum Gönder