9 Eylül 2013 Pazartesi

Herşey Seks Mi?



İçlerine sinmeyen  bir takım  ilişkiler hakkında konuşulurken bazı kişilerin şu yorumları yaptıgını biliriz.
 
- “olaya sadece seks gözüyle bakıyor”
-“İçinde duygu olmayan bir ilişki”
-“Hayatta herşey seks değil”
-"Sürekli seksten söz ediyor"
BDSM gözlüğüyle (Elbette ki RED DOMINUM’un subjektif gözlüğüyle) baktığımızda ise  bu yaklaşımları şöyle analiz edebilirim.


Evet herşey "seks" değil.
Herşeyin "duygu" olmadığı gibi.
Herşeyin "ilişki" fetişizmi olmadığı gibi... 
( duygusal ve seks açısından zayıf olan fetişleştirilmiş “ilişki” sine en güzel örnek birçok evlilik ilişkisidir. İnsanlar mutsuz olsun, seks varsın olamsın, birbirini sevmeseler de olur ama o ilişki mutlaka bozulmadan yürümeli. Ah kutsal aile)

Seks , duygular ve ilişkinin varlığı....Bu 3 değişkenin mükemmel dengesini kurmak önemli.  Duygusal bağ, Yoğun tutkulu ve  kafada özgürleşmiş bir seks hayatı ve de iyi bir ilişki. Seks, duygu, ilişki denkleminde mükemmellik….
 
Gelin tersten bakalım.
Örneğin
İki kişi birbirine yoğun duygular besliyor. Fakat tutucu bir cinsel hayat var.
Ya da iki kisi arasında tutkulu bir seks hayatı var ama ilişkileri güvene , saygıya dayanmıyor ve değer vermiyorlar birbirlerine.
Ya da muhteşem bir ilişkileri var, güzel diyalog, güven fakat duygusal olarak bağ eksik.
Değişik kombinasyonlar olabilir bu değişkenler doğrultusunda.

Ben bu değişkenlerden en çok seks kısmına bok atıldığını ve seksin günah keçisi yapıldıgını goruyorum. Haksız yere.
Duygusal bağın haketmediği şekilde aşırı kutsanıp fetişleştirildiğini  seks’in de tu kaka denilerek aşağılandığını  görüyoruz.
SEKS DEĞİŞKENİNİ ARTIK FARKLI KONUMLANDIRMALIYIZ
"Ne kadar uçsuzbucaksız ve çok seks o kadar iyi ilişki" 

 “Ay canım herşey seks mi?” demek yerine yeni cümleler kurmayı öğrenmeli. “Evet herşey seks”. Aynen herşeyin  duygu ve ilişki olması gibi. Çünkü bütünü oluşturan bileşenlerden birinin eksik olması “mükemmelliğin” önündeki engeldir.
Bir bilgisayar düşünün ki  mouse’u çalışmıyor. Şimdi tutup “Ay sorun ettiğin şeye bak, herşey mouse mu?” diyemezsiniz. Mouse olmadan o bilgisayar mükemmel şekilde kullanılamayacaktır.
Bakın, Mükemmel ile ideal farklı şeyler. İdeal adı üstünde “idea” dünyasına ait ve o "şey"in  tahmine edilebilecek ve  en mükemmel durumu demektir. KAvramsaldır ve doğal olarak ulaşılamazdır. Hep ideal olarak "idea"lar dünyamızda varolacaktır.  İDEAL'ler bizlere MÜKEMMELİ anımsatmak için en  kutsal simgelerdir.  Biz ideal’i belki yakalarız ama mükemmeli yakalamak o kadar uzak bir hayal değil.

CİNSEL UÇSUZBUCAKSIZLIK KAVRAMI VE İLİŞKİDE MÜKEMMELLİK
Koşun komşular, ey bdsm ve duygusal vampirizmden ve canibalist ilişkilerden muzdarip çiftler..Red Dominum ilişkileri geometrik olarak açıklıyor.
Formülü vermeden önce benim geliştirip kullandığım bir kavramı açıklamak istiyorum. "Cinsel uçsuz bucaksızlık". Bir bireyin içinde varolan, ( nedenleri psikanalitik ya da tamamen fantazi bile olsa farketmez), her türlü cinsel arzu, tetikleyici, fantazi, tutku, takıntı, kurgu vs. ne olursa olsun , bunların hiç rahatsız olunmadan SERBEST, uçsuzbucaksızca özgür, sınırsız şekilde ifade edilmesidir. Bunlarla yüzleşmedir. Eğer bireyseniz kendi kendinize bununla yüzleşmektir. Yok eğer bir ilişkideyseniz mutlaka partnerinizle bunları aynı şekilde paylaşabilmektir cinsel uçsuzbucaksızlık.
Yargılamadan, yargılanma endişesi olmadan, sınırsızca...
 Bunun rahatsız edici 2 noktası var. Partnerin kıskançlığını tetiklemek ve ilişkiye zarar veririm endişesi duymak. Her iki durum da aslında anlamsızldır. İlişki zaten bu özgürlüklerle beslenen soluk alan bir şeydir. Kıskanclık konusu ise, zaten sana tamamen açık olan bir adam ve kadına güvenin artar ve kendi kafanda kurgulayıp kıskançlığı içten içe beslemezsin. Bu da ayrı bir yazı konsu olsun şimdilik tanımı yapıp formüle geçiyorum. 
Formul şu:


İlişki=Seksüel uçsuzbucaksızlık x duygusal bağlılık / tehditler

Formülün açıklaması da çok basit bir denklemden oluşuyor:  İlişkide seks dünyası ne kadar özgür olursa, duygusal bağ ne kadar güçlü olursa ve ilişkideki kişiler hayatın karşılarına her gün çıkarttığı  “ilişkiye dair tehditler”i ne kadar azaltırsa  ilişki o kadar kazanır ve rakamsal ifadeyle de kalitesi ve saglayacagı doyum açısından en üst seviyeye gelir.

Bu nedenle bu formülde seks’in önemini ne kadar azaltırsanız ilişki o kadar zayıflar. Evlilikleri ya da tutucu ilişkileri düşünün. Birbirini kıskançlık ya da duygusal sebepler yüzünden kıstılayan, cinsel arzu ve hayallerini söndürmeye çalışanlar, bunları karşılıklı olarak bastıracak  bir atmosfer yaratanlar arasında , doğru orantılı olarak duygusal bağlar azalır,  tehditler de artar. Sonunda ilişkinin gücü, doyum saglama oranı ve yaratacağı “arzulanan ilişki” niteliği azalır.
Seks evet herşey demektir. Hatta en uçsuz bucaksız arzu ,edepsizlik, oyunlar ve kurgularıyla birlikte. Sex is a dirty thing...

 Seks  kısmı yoğun olan bir ilişkinin kötü bir yanı yoktur. İlişki denklemeini ateşler, güçlendirir. Türkiye'de kaç çiftin cinsel mutsuzluk yüzünden boşandığı hakkındaki istatistikleri google  yapın isterseniz.

Ayrıca "seks yoğun" ilişkilere laf atanların , buna dudak bükenlere sorsanız "Paris'te Son Tango" ya bayılmışlardır. Paris'te Son Tango neredeyse sadece seks için buluşan iki insanın ilişkisine değinir...

 CİNSEL UCSUZBUCAKSIZLIĞI BASTIRMAK VE MUTSUZLUĞUN MİMARİSİ

Şunu bir kere ortaya koyalım. Beyinlerimizden saniyenin binde biri şeklinde hızlıca bile olsa milyonlarca cinsel dürtü  tetiklenir.  Romantik seksuel arzulardan , en sapkın ve sıradışı (kinky diyelim hadi) şeyler. İnsanlar bunlardan bir kısmını yaşar bir kısmını da orada bir yerlerde saklar ve hatta kendine bile itiraf edemez.
 Hiç sıradışı bir hayalim olmadı diyen bir erkek va kadın var mıdır? Anne babalarımızı anımsarız bir tek degil mi? Cünkü bizim mutlaka bir hayalimiz olmuştur, ama temiz duyguların insanları olan anne babalarımıza konduramadıgımız için bir tek onlara konduramayız.  Gerçi sizin dışınızda herkes onların da sıradışı hayalleri oalbileceğini söyleyecektir. Demek ki neymiş, sıradışılık her insanın içinde  hayal, tetikleyici ya da arzu olarak bir şekilde yer etmiştir. Önemli olan bununla yüzleşmek ve bunu bastırmamak.
 İlişkideki insanların seksuel arzularını kendi iç dünyalarında yaşamaları, hatta suçluluk duygusuyla  kendi kafalarının içine hapishaneler kurup bu duygularını kendilerine bile itiraf etmemeleri  hem o insan için hem de içinde bulunduğu ilişki için ölümcüldür.
Arzuların bastırılması mutsuzluğun mimarlığına soyunmaktır. Hem de herkesten önce kendi mutsuzluğumuzun. 

Şimdi seks diyince yine toplumsal etiketlemeler gibi taşlı bir araziye adım atıyoruz kavramsal olarak.  Çünkü seksüel özgür düşünce ve özgür iç dünyası yargılanmalara , etiketlenmelere, sapıklık olarak görülmeye ve  aforoz edilmeye müsait bir alandır.
Bir kadın düşünün , erkeğine şunları diyor
- “Şu an cafe’deyiz. Yanımıza 5 yaşında bir cocuk geldi. Şirin birsey. Gözlerim hemen babasını aradı. Babalar beni cok tahrik ediyor”.
-"Şu an otostop çekip sonra da tanımadıgım o adama oral seks yapmak istiyorum"
-"Karanlık bir odaya sokulmak ve bana kimlerin dokundugunu bilmeden bir  sürü erkek tarafından kullanılmak istiyorum"
- Eniştemi ablamı sikerken gizlice izlemek istiyorum


 -Ailemizi ziyarete gelen şu adamı çaktırmadan tahrik etmek istiyorum tavırlarım ve frikiklerimle


 - Lezbiyen degilim ama şu güzel kızı bu gece yatagıma almak isterdim

"Uçakta yanımda oturan adamla herkes uyurken sevişmeyi arzuladım"










-Restoranda oturan şu kızın peşinden tuvalete gidip sevişmek ve o sırada izlenmek isterdim.



-Off çok azdım 3 erkek tarafından tüm deliklerimden hayvanlar  gibi sikilmeyi hayal ediyorum





 "Bir kızı straponla sikmeyi öyle istedim ki. Aptalca ama aklımdan geçiyor sürekli"






 "Evli bir çifte ücüncü olarak katılmak ve onların yatağına girme fikri beni heyecanlandırıyor."











"İş görüşmesine gittiğimde mülakat yapan yönetici bana öyle etkileyici bakınca birden içim titredi. Kolumdan tutup dokunsa o an beni sikse sanırım izin verirdim ."















 Sevgilimin bir iddiada beni gerçekten bir mal ya da köle gibi masaya sürmesini ve benim üzerime oynamasını hayal ettim

 "O hayran oldugum adamın yüzüme işediğini  hayal ederek duşta masturbasyon yaptım"



 "İşyerimde yöneticimin penisini hayal ettim ve tuvalete geçip maturbasyon yaptim. Masturbasyon yaparken agzımın dolu oldugunu ve ağzıma bosaldığını hayal ettim"
"Saygıdeğer bir Efendim olsun, ona bağlı olayım ve onun köle kızı olarak kendimi ona sunayım istiyorum"











 "Masturbasyon yaparken hep 2 erkek hayal ediyorum. Sevgilimin gözü önünde beni becersinler istiyorum"

 "Yeri geldiginde hata yaptıgımda bana haddimi bildirecek, bana sahip çıkacak, babam gibi beni cezalandıracak bir Efendi istiyorum"
vs
vs
Bunlar birçok insana göre "Oha hadi canım almışsssın internetten seks öyküleri fantazilerini yazmıssın" gibi gelebilir. Fakat bana kalırsa cok sıradan içsel arzular bunlar. Daha uçları da var insanların içinde. Sadece örnek diye yazdım bunları...
Tüm bunları icine atan, yaşaması şart degil ama icine atan bir kadının mutsuzlugunu hayal edin. Misyoner pozisyon veya 3 tane plastik seks oyuncagıyla " cinsel ucsuz bucaksızlık " mümkün degil.
 Ben kadınımın cinsel ic dünyasını ilişkilerimde hep serbest bırakırım. Hatta mümkünse benden çekiniyor ya da iliskiye bir zarar gelir diye kendini kontrol ediyorsa  onu cesaretlendiririm bu konuda. Çünkü ilişki, yukarıdaki formuldeki gibi, sanıldıgının aksine  seks değişkeninin değerini yükselttikçe yükselir. Aksi takdirde ilişkinin böleni olan TEHDİTLER'i arttırıyor olursunuz.  Tehditlere bir iki örnek....Cinselliğini yaşayamaz ya da aktaramazsa insan aldatmaya gider, bastırmaya gider , yalan söyleme gider...Seks özgürlüğü katsayısını düşürürseniz ilişkiyi de türbülans'a sokarsınız. Bu çok net. Bu nedenle cinsel ucsuz bucaksızlık ilişkinin kaldıracıdır, aşağılık ya da sapıkça bir şey degildir.

Bir insan olarak içimizde varolan bir his(en uç halleriyle dahil) nasıl aşağılık ve sapıklık olabilir. Sapıklık bile olsa onun sapıklık olduğuyla yüzleşmek için bile onu ortaya koymak , boyle boyle hislerim var diyebilmek onemlidir. Bunu ifade etmek, içtenliktir, ozguvendir. YAni her durumda cinsel ucsuz bucaksızlık ERDEMLİ bir durumdur. Bastırmak ise insana hiç yakışmayan , gizli işler çevirme gizli hisler tasıma ve bunu en yakınındakinden saklamaktır. Bastırmak hem erdemsiz bir şey olarak insana yakışmaz, hem de bastıran kişiyi mutsuz etmesi açısından ilişkiye dinamit koyar. Diger yandan da ilişkiyi renklendirecek olanakları baştan kapatmış olursunuz.
Erkeğiyle herşeyini paylaşan kadınların özgürlüğüne ve mutluluğuna tanık olmuş olarak kurdum bu formülü ben. Ne büyük özgürlükmüş böyle bir ilişki, keşke erkekler hep boyle bakabilse diyen kadınlar tanıdım. Oysa kadınlar da böyle bakabilse keşke diye tamamladım hep onların cümlelerini. Utanmadan başı dik olarak, yatakodanıza, yorgan altınıza, duşa kabinlerin ardına gizlediğiniz fantazilerinizi paylaşmak ruhunuzdaki siyah dumanı atacak bir baca ve havalandırma sistemi kurmak ve ruhunuza nefes aldırmak demektir.

İlişkiye gelince, iki taraf da , birbirinin mutluluğu ama en başta da ilişkinin kendisi için , karşılıklı olarak birbirinin cinsel uçsuzbucaksızlığını cesaretlendirmelidir.
Peki insan her sıradışı şeyi yaşamalı mı? Yanıtını ben de bilmiyorum bana bakmayın. Ama her sıradışı arzusunu önce kendisiyle sonra partneriyle paylaşabilmelidir. Bilinçaltının sisli basınç odasına onları tıkmak,  ya başka yerlerden patlamaya (Agresiflik, karşındakini günlük olaylardan dolayı bahaneyle suçlama vs.) ya da derin bir mutsuzluğa yol açar. 
Bu fantazilerinizi partnerinizle yaşarsınız ya da yaşamazsınız bilemiyorum. Ayrıca partnerin de sizin hayalinizi paylaşmaması da mümkün ama bu sorun degil. Senin anlatma kendini ifade etmen senin bir hakkın ve özgürlüğün, onun da yargılamadan bunları anlaması onun rolü. Zaten bir arzunu paylaştığın için ilişkiyi bozacak kadın ya da erkek hakkında bir daha düşünmeni öneririm sana ey okuyucum! 
Evet herşey seks..seks'in etkisi büyük. Seksüel uçsuzbucaksızlığınızı bastırmadan yaşamak başka bir özgürük alanı açıyor insana. Yargılanmadan, utanmadan, gizlenmeden, kendiyle barışık şekilde. Kendinizi kabul ettiginiz zaman zaten hayatınızdaki özel insanlara da kendi arzularınızı başı dik şekilde açıklamak daha kolay olacak. İlişki de buradan beslenecek. 

İyi seks hayatı iyi ilişki demektir. Gerisi baş ağrıları , migrenler, ottan boktan sebepten çıkan kavgalar, mutsuzluk, ilişkiye rağmen yalnızlık hissi, suçluluk duygusu, pişmanlık yaratan gizli masturbasyonlar, hep bir susuzluk ve yarım kalmışlık hissi , depresyon gibi bedellerle karşımıza çıkacak.
Bu nedenle laf olsun torba dolsun diyerek , ilişkinin seks boyutuna çamur atma kolaycılığına giden "ilişki acemisi" insanlara diyorum ki, tüm bu etiketlemelerin size de ilişkinize de zerre faydası yok. 
Mükemmel bulmadığınız bir ilişki varsa dönün bence yukarıdaki formülle düşünün. Eminim o ilişkiye dair yeni şeyler keşfedeceksiniz. En azından kendi iç dünyanıza dair.

14 yorum:

dandikblog dedi ki...

cok guzel bi yazi olmus cok begendim ve su fantazi olaylarina katiliyorum bencede herkesin var ama herkesle paylasilamiyor cunku gercekten farkli gibi durabiliosun kizkiza bile konusamazsin bazilarini .. biz kadinlar her ne kadar hep duygusalligi on planda tutsakta aslinda dediginiz gibi her iki taraf icinde sex onemli olmali .. "sex hayatimiz cok iyi ama sundan dolayi ayrilmak istiyorum" diye bi cumleden cok , "zaten sex hayatimiz da kotu ayrilalim" daha cok duyulan bisi diye dusunuyorum...bazi dusuncelerimi burdan aktarmayayim ..

Red Dominum dedi ki...

Biraz yumusak bir yazı olmuş di mi:)
Selamlar

dandikblog dedi ki...

:) yumusak da guzel hersey

Adsız dedi ki...

boşanıyorum lenn:))

Red Dominum dedi ki...

Adsız, aile faciasına neden olamyayım:)))) Sen yine normal hayatını yaşa boşver...Ruhunda sıradısılıkla yüzlesme cesareti olanlara yazıyorum bunları....kocan iyi adam ona sahip cık, ya da onu da sapkınlastır biraz...bu daha eglenceli olabilir:)))))
Sevgiyle
RED

aşktan dedi ki...

Merhaba Efendi
(kendi Efendim nezdinde tüm Efendilere duyduğum saygı nedeniyledir bu hitap tarzı. )

epeydir takip ediyorum sizi. yazım dilinizi çok beğendiğimi belirtmek isterim.

Osho'nun bu konuda çok beğendiğim bir görüşünü paylaşmak isterim sizinle. der ki; sex de yemek, içmek, yürümek, tuvalete gitmek gibi insan vücudunun temel güdülerinden biridir. lakin; diğerleri vücut da doğumla birlikte gelişmeye başladığı halde, cinselliğin yama anlamıyla yerleşmeye ve gelişmeye başlaması 10-12 yaşlarına tekabül etmektedir. bu yüzden yabancı bir dürtü olarak algılanır ve yadsınır.

yabancılayıp yadsıdığımız birşeye de bu kadar kafayı takmış olmamız ironik tabi :)

demem o ki; kimse ilişki içinde illa yemek yemek zorunda mısın ya da tuvalete gitmek zorunda mısın diye sormuyor ise; sex bu kadar gerekli midir diye sormaları anlamsız değil midir?

ve kimse yemeğimi nasıl sevdiğimi ve nasıl yediğimi sorgulama hakkına sahip değilse, -ki değil- sexi nasıl sevdiğim ya da nasıl yaşadığım kimi ilgilendirir?

Red Dominum dedi ki...

Sevgili "Aşktan",

Yazıma yaptığın değerli katkıdan dolayı teşekkür ederim. Sonradan gelişen bir yönümüz oldugu icin dışşallaştırma ve ortme güdüsü var. Ama tek sebep bu değil, işin icinde sahiplenme, toplumsal düzen, kan'ı ve döl'ü koruma anlamında üremeyi düzen altına alma gibi güdüler de olabilir. Ya da sadece ve sadece icgüdüsel bir yoksayma da...Nedenleri bilimsel irdeleme noktasına pek getirmiyorum ama nedenler üzerine düsünmek bile cok fazla düsünce patlaması ve farklı bakıs acıları saglıyor bize... İşin özü, ben buyum , arzularım bunlar, bunları yasayıp yasamamak , ifade edip etmemek benim elimde. fakat bunlardan utanc duymuyorum diyebilmek.
Not: Saygılı duruşun da ayrıca takdire şayan. Ve de hakkımdaki onure edici yorumların için teşekkürler

aşktan dedi ki...

beni onurlandırdınız. teşekkür ederim Efendi.

Adsız dedi ki...

dişi köleyle neler olup bitiyor...merak ediyoruz.en azından kendisi bir şeyler karalasa şu bloga..tişikirler sipirmin:)

Adsız dedi ki...

neden sessizlik?

merak ettiğim dişi kölede bir farklılık yok mu hala? hala köle mi?

peki yer değiştirseniz ne olurdu? siz köle o sahibe? ilginç olurdu. peki acaba yer değiştirseniz dişi köle size karşı ne kadar merhametli olurdu. yani siz onun kölesi olsanız acaba o neler yapardı?

Adsız dedi ki...

öyle bir şey olabilir mi ya...:) adam koca blogda o kadar şey yazdı..hiç mi okumadın.akla mantığa aykırı ...

Red Dominum dedi ki...

:))

Adsız dedi ki...

bilmem. olmaz herhalde. ama ya olabilirse. maymunlar cehennemi gibi.

ama olmaz olamaz... hiç olur mu öyle şey. akla mantığa aykırı zaten. adam o kadar yazmış. yani...

Red Dominum dedi ki...

:)