13 Ağustos 2013 Salı

Kadının baştançıkarıcılık gücü ve Efendi Olmak

Efendinin kendini kadının gücüne teslim olmamakla tanımlamasından sözedeceğim bu yazıda.

Doğru duydunuz. Kadının gücü... "Reddominum çıldırmış olmalı , kadının güçlü olduğunu yazıyor"  falan diye düşünmeyin acelecilik edip:))

Bu yazıda kadının doğasında taşıdığı  ve her an kullanımda olan (dursa ve birşey yapmasa bile) BAŞTANÇIKARICILIK GÜCÜ'nden sözedeceğim. Efendinin de bu güç karşısındaki duruşuna dair çıkarımlarımı aktaracağım..

Baştançıkarıcılık deyince akla hemen herkesin lise ya da üniversitede okuduğu  , Danimarkalı yazar Soren Kierkegaard'ın "baştançıkarıcının günlüğü" kitabı akla gelebilir. Oysa bu yazı tam da Kierkegaard'ın tersi görüşler içeriyor. Kierkegaard aşığın sevgili adayını nasıl baştan çıkarması gerektiğinin teorisini yazmış. Oysa ben baştancıkarma gücünün ne bela bir şey olduğunu ve ilişkilerin düzenini nasıl bozduğunu yazacağım.

Aykırı gelebilir ama yine de bu fikrimin bazılarınızın ilgisini çekeceğini umuyorum...Evet başlayalım okumaya...


Tarih boyunca kadının, pek de dilegetirmekten hoşlanmadıkları bir gücü vardır. Baştan çıkarma gücü. Kadının varlığı, doğasında taşıdığı dişil enerji bile bu gücü erkek üzerinde oluşturmaya yeter. Feminist teorilere baktığınızda  "ezilmiş kadın"ın toplumsal kimliğini tekrar elde etme çabası , erkekle bir düzlemde eşitlenme çabası ve kadınsı olana da özgür bir platform açılması çabası görürüz. Fakat hiçbir feminist teorisyen, bu çabalarında , dişinin lehine dengeyi bozan farklı bir güç unsuru olduğundan sözetmez. Yani kadının doğal olarak baştan çıkarma gücü....

Kadın ve erkeğin toplumsal olarak eşitlendiği, hatta pozitif ayrımcılıkla korunduğu toplumlar da var bu gezegende. O yerlerde de bir iş toplantısında, bir markette, bir öğretmen veli görüşmesinde vs. bir kadın ve bir erkek yan yana geldiğinde, ve cinsel ya da duygusal herhangi bir mesaj gönderilmese bile, kadının erkek üzerinde bir baştançıkarma aurası hep vardır. Bu o kadından ya da o erkekten kaynaklı değil kollektif genetik kodlarımızdan kaynaklıdır. Ve dişi ile erkeğin eşitlendiği ortamda bile kadın bunu kullanmak istemese bile, varlığıyla bile erkek üzerinde bir güç kullanıyordur. Bunun farkında olmasa bile. Hatta submissive kadınlar ya da erk ya da güç talebi olmayan kadınlarda dahi bu baştançıkarma gücü mevcuttur.

Erkeğin  elde etme icgüdülerine hitap eden, kendini beğendirme içgüdüsüne hitap eden  ve hatta belirli bir noktadan sonra karşı koyamaz hale gelmesine yol açan bir etkiden sözediyorsak burada ciddi bir güçten sözediyoruzdur. Kadının bir erkek üzerinden bu gücü kullanması için özel bir çaba ya da bir eylem gerekmiyor. Sadece kadın olması yetebiliyor çoğu kez bu gezegende...Dişi, erkek için arzu nesnesidir. Erkeğin erkek karşısında gösterebildiği güç, kadın karşısında kaybolabilir. 


Erkek, dişinin sırf dişilere özgü nitelik ve özelliklerinden bile etkilebilir.  Sırf etek giyebilen, sırf ince çorap giyebilen, sırf makyaj yapabilen, (Bir erkek olarak yapamadıgı ve dişil imgeler olarak gördüğü şeyler)  biri olduğu için, sırf memeleri ve farklı ve  fizyolejik yapısı gereği davetkar cinsel organı olduğu için bile kadının baştançıkarma gücünün etkisi altındadır....(Çok çirkin ve yaşlı kadınlar bu gücü yitirdikleri için belki de mutsuzlar kimbilir).


Sevgili kadın okuyucularım! Sözettiğim bu baştan çıkarma gücünü çok iyi anlıyorsunuz eminim. Bir kadının karşısında kadının dişiliğinden kaynaklı oluşan güce ya da daha doğrusu ETKİ'ye teslim olma derecesi de erkekten erkeğe değişir.

En çabuk teslim olana argoda "Amsalak" , en zor teslim olana da "Cool abi", "ağır abi",  "çok medeni bir bey" deniliyor . Ya da bunun gibi şeyler. Fakat her durumda kadının , özel hiçbir çaba göstermese bile dişiliğinden kaynaklı güçleri ve bu gücün erkek üzerinde oluşturduğu bir etkisi vardır. Güzel bir gülüş bile baştançıkarma etkisi ve gücünü dişiye verebilir. Ve günlük hayatta bir kadın ve bir erkek yanyana dünyanın en ciddi iş konuları üzerinde çalışsalar bile bu hiç sözedilmeyen , konuşulmayan, hatta her iki tarafın da üzerine düşünmediği  baştançıkarma etkisi arka planda çalışır.

Bu ilk tezime dayanarak 2 çıkarımım oluştu.

1- Birinci önermem şu: Submissive kadınlar  Efendisi dışında erkeklerle iletişim kurduklarında, kendilerine hiç konduramadıkları bu GÜÇ ve ETKİYİ istemsizce etrafındaki erkekler üzerinde kullanırlar. Çoğu kez farketmezler bile. Ve etkilenen erkek (Amsalaklar haricindeki daha medenileri kastediyorum) bu submissive kadına yaklaşacaktır. Submissive kadın da HAYIR demeyi bir türlü beceremeyen bir kadın olarak erkeğin etkisi altına girebilecektir. SOnuç belli, kısa süreli seks hikayeleri, takıntılı aşık erkekler vs. gibi sıkıcı hikayler oluşabilecektir. Bu nedenle özellikle submissive kadınların Efendileri dışındaki erkeklere eğer hayır deme güçleri yoksa  bu baştançıkarma güçlerini frenleyerek yaklaşmaları kendi iç huzurları için daha olumlu olur. Ama bunun nasıl frenleneceğinin formülünü bir erkek olarak ben henüz bilmiyorum. Kadınlar daha iyi bilebilirler. Bu yazımad bu konuya girmeden sadece tespiti yapıp bırakacağım ve asıl konuya 2. maddede geçeceğim.

2- İkinci çıkarım da şu:  Efendi kimdir? sorusunun yanıtı tam da baştançıkarma gücü kavramında yatıyor. Efendi , cool adam değildir. efendi karizma adam değildir, efendi ağır abi hiç değildir. Efendi , ister submissive olsun ister bu yönünü keşfetmemiş bir kadın olsun, hiçbir kadının baştançıkarma gücünün ve etkisinin altında kalmayan erkektir. Kadınların ne gülüşü, ne yavru ceylan gibi masum bakışları, ne seksi parfümü, ne dekoltesi...Hiçbir  baştançıkarıcı yönü Efendi üzerinde işlemez. 
Efendi , kadını doğası gereği  geliştirilmeye ihtiyaç duyan, doğası gereği  argo tabirle orospu ruhlu, doğası gereği disiplin altına alınmadıkça saçmalamaya müsait  ve tam da bu gerekçelerle de eğitilerek daha saygın, daha asalet içeren, daha özgür  bir kimlikle düşünüp davranabilen bireyler olmaya muhtaç bir insan olarak görür.


O halde, Efendi, kadını zaten böyle eksik  fakat disiplinle geliştirilmeye açık biri olarak görüyorsa , zaten o andan itibaren dünyanın en seksi kadını bile olsa  kadının Efendi üzerindeki baştançıkarma etkisi yok oluyor.  Bakın, baştançıkarma etkisi azalıyor demedim, yok oluyor.

Disiplin, köle kadar (belki daha çok) Efendi'ye lazımdır.  Bir efendi düşünün, kadınların baştancıkarma gücünden "az" etkileniyor....Saçmalık! Az bile etkilenirse Efendi'nin zaafları ortaya çıkmaya başlamış demektir.  Efendi kadınların baştançıkarıcı etkisinden "sıfır" etkilenen kişidir. Bu nedenle karşısındaki kadına karşı beyni bulanmadan, arzu ve tutkunun esiri olmadan saf ve temiz bir bilinçle ve duyguyla yaklaşır. Disiplin budur!

Gelelim asıl soruya. Yahu bu Efendi denilen zat, cinsiyetsiz midir? Nasıl etkilenmez kadınlardan? Hahahaa..Evet bu sorular da sorulabilir... Efendi kadınlardan etkilenir fakat kadının , kadın olmaktan kaynaklı  taşıdığı baştançıkarma gücünden etkilenmez. Efendi kadınla güç mücadelesine girmez. Kadının baştançıkarma gücünü sıfırladığı için güç zaten efendidedir ve efendi eğer istiyorsa kadını alır ve kendi istediği biçimde keyifle kullanır. Efendi kölesinin tadını dilediği gibi çıkarmasını bilir, en şehvetli haliyle. Fakat ona teslim olarak değil onu teslim alarak ve hatta onu bir eşya gibi kullanarak.
Kullanma kavramı işin içine girince konu yine köle olmanın erdemine geliyor. Erkek karşısındaki en önemli gücü olan baştançıkarma gücünü kaybetmiş bir kadının  yapabileceği iki şey vardır. Ya bu tatsız durumdan rahatsız olup erkekten uzaklaşmak, ya da aksine ona yakınlaşmak, ama bu kez  o erkeği baştan çıkaramayacağının bilincide olarak ...Yani teslim olmak...

Köleliğin erdemi budur. Baştan çıkaramadığı erkekle inatlaşmak , onu yok saymak, kendini bir iki kere siktirip sonra "aradıgım bu değildi, duygu olmadan asla ühüüü ühüüü" diyerek kaybolmak sıradan kadının tercihleri...Oysa köle, zaten hiç bilinçli olarak kullanmayı sevmediği baştancıkarma gücünden uzak bir şekilde Efendi'ye teslim olur. Bu lanetli gücün ona birşey katmadığını hatta tüm ilişkilerin bokunu cıkaran bir güc oldugunu farkeder. ETrafındaki "amsalak"lardan ya da "aşk edebiyatları yapan"lardan daha GERÇEK , DURU ve ZORLAYICI bir yola girer. Efendi de daha ilk günden itibaren kölesine HADDİNİ BİLMESİ gerektiğini, hiçbir şey olduğunu, sikilecek bir delikten ibaret oldugunu  defalarca söyler ki, Efendisini asla baştançıkarmaya kalkmaması gerektiğini hep anımsasın. (Bu Reddominum da kadınları ne kadar aşağıladı diyenler olabilir. Onlara diger yazılarıma bakmalarını tavsiye ederim. Zira kölenin en üste çıkabilmesi için öncelikle bir kere en altta en aşağıda kendini konumlandırması gerekliliğine dayanarak bu aşağılamaları ele almak gerekir.). Özetle: Bir kölenin en büyük erdemi  baştan çıkarma gücünden vazgeçebilmesi ve maskeyi indirip gerçek yüzüyle yüzleşmesindedir.

Kadının , bir arzu nesnesi olarak konulanmasından kaynaklanan ve doğalarında bulunan baştançıkarma gücünün gizemini kimse bilmiyor. Fakat bu gücün erkegi bilincsiz içgüdülerle doldurmasından dolayı ne kadına ne de erkege faydası olmadıgını hepimiz biliyoruz.

Not: Bu arada seyrek aralıklarla bloğa yazı  yazmamdan şikayetçi olan okurlarımdan mailler alıyorum sıkça. Yazacak konu bulmakta zorlanmak degil, aksine yazacak cok seyin olması ama doğru ifade etmek için o düşüncelerin demlenmesinden sonra yazıya dökülmesi gibi bir durum var. Daha sık yazmaya gayret edeceğim yine de.


36 yorum:

dandikblog dedi ki...

cok guzel bir yazi olmus her zamanki gibi bende o sikayetcilerdenim keske daha sik okusak..

Red Dominum dedi ki...

teşekkürler dandikblog:)) Umarım daha sık yazarım.

Adsız dedi ki...

Sizin olmak, herşeye bedel. Ister sikilecek bir delik , ister eşya gibi görün. Siz beni görüp beni hissedin gerisi hiç önemli değil

Red Dominum dedi ki...

Adsız, gereksiz yorumlar yapma!Gizli isimle provokatif sözler yazmak saçma olmamış mı?

Benim icin degil de, bir kole bakış açısıyla bütün Efendiler için bu yorumu yaptıgını düsünmek istiyorum

Adsız dedi ki...

sizin demezdim bütün efendilere olsaydı yorumum.Adsız kimliğiyle şahsınıza sert eleştiriler yapan ve sizi heyecanla takip eden okuyuculara teşekkür edip açıklama yapan siz,niye bu tarz küçük düşürücü sert bir yanıt vermiyoken bana bu şekilde saldırıya geçtiniz anlamış değilim.Provokatif sözler olarak algılamanız dahada ilginç.Bundan sonra sadece okurum yorum yapmam.

Red Dominum dedi ki...

Adsiz,

Beni tanımadan, gercek bir insan olarak gormeden bana ait olma istegini sergilemen provakasyondur ortalık yerde yapınca. En azından mail adresim var, oraya yazabilirdin . Ortaya laf atıp kacmak provakatif ve sacma olmus dedim.Bu bir!

İki, diyelim ki beni tanıyan birisin (kucuk bir ihtimal de olsa), o halde niye dogrudan bana ifade etmiyorsun da foruma gizlice yazıyorsun? Bu da iki...

ücüncü olarak da, yazdıgın yorum yazıyla ilgili olsa da , ben ve diger okurlar okuyunca " bu ne ki ?" diyor o cümleler karsısında? Anlataibliyorum umarım. Sacma olmamış mı derken bunu kastettim. Bir bağlama oturmuyor bu yorum alanında bunları yazman. Yorum yapma demiyorum, hobi olarak yine yap:)


Adsız dedi ki...

bir tek benim yorumum bu neki dedirtiyorsa bir daha dedirtmem.Güzel yazılarınızın ve güzel yorumların devamını diliyorum

Red Dominum dedi ki...

Tesekkurler:)

Adsız dedi ki...

Yazılarınızı takip etmemde sakınca varmı sizin ve okuyucularınız açısından?

Red Dominum dedi ki...

Kirilganlik yapmaniza gerek yok Adsiz. Yazılarımı okuyanların başımın üstünde yeri var. Selamlar

Adsız dedi ki...

sen var ya sen :D

Adsız dedi ki...

bence de daha sik yaz:)))

dandikblog dedi ki...

Sevgili red bir adsiza bile cok kibarsiniz her zaman..

Adsız dedi ki...

Yazdıklarınız erkliğinizi o kadar canlı bir biçimde hissettiriyor ki okuyup kayıtsız kalabilmek imkansız. Her okuduğumda gözlerim ve ağzım bir öncekinden daha fazla açılıyor hayretle. Sanal bir kimlikle yazdığınız blog yazılarıyla bile bu kadar tesir edebiliyorsanız insanlara, gerçek hayattaki halinizi tahmin bile edemiyorum. Gerçekten tebrik ederim...

Adsız dedi ki...

Öyle güzel yazıyorsununzki hergün yeni yazı okuma hevesiyle giriyorum sayfanıza.Olmayınca suratım düşüyor eskilerden bir yazı okuyorum tekrar ve çıkıyorum.Dişiköle bloğunu kapattımı?Siz tekrar barıştığınız için kapatmış olabilirmi diye düşündüm.Varmı barışma gibi bir durum?Lütfen yazın bekletmeyin sizi sevenleri.

redyok yok dedi ki...

Asıl bence bir önemli konuda kölelere dediginiz gibi (Submissive kadın da HAYIR demeyi bir türlü beceremeyen bir kadın olarak erkeğin etkisi altına girebilecektir.)hayır demeyi ögretebilmektir.Bence asıl meselede budur.Çünkü Efendinin yanında köle dışarıya adım attıgında farklı ruh haline bürüne bilmesi bunu emir ile değil kendini adapte etmesini ögretmek gercekten efendi adına zorlu bir süreçtir.

Adsız dedi ki...

Redyok yok anlamadım :( Ne dedin birdaha açıkla nolur

redyok yok dedi ki...

Bence gayet net dediklerim ama bir daha aktarmaya çalışayım. Submissive kadınlar genel olarak yaşantılarında hayır demeyi pek başaramazlar. Efendisinin karşısındaki hiç ligini dışarıdaki hayatında da sürdürmeyi devam ederse sonuç felaket olur.Bu yüzden Efendisinin yanındaki bir köle dışarıda submissive halinden kurtulması gereklidir.Tabikide bunu yönlendirenler Efendileri olacaktır. Bu yüzden bu durum Efendi içinde kölenin eğitilmesi zorlu bir süreçtir.

Adsız dedi ki...

yeni yazınızı bekliyorum. Geciktirmeyin.

Adsız dedi ki...

Ağzınız beş karış açık yazmasını beklediğimiz bu şahsın gerçek yüzünü biliyor olsaydınız yine bu şekilde yazılarını bekleyip ve bazılarınız yine aşık olurmuydunuz?Bu şahsın hayatı yalan üzerine kurulmuş.Efendi kimliğine bürünmüş bir hiç.Olduğu halinden utana kendisini farklı tanıtan çektiği resimlerle yazdığınız mesajlarla şantaj yapan borç içinde yaşayan fakat kadını kıvamına getirene kadar bonkör davranan sonrada maddi manevi kullanan bu şahısı okumadan önce bir kez daha düşünün derim.Benim düştüğüm tuzaklara sizde düşmeyin.

Red Dominum dedi ki...

Adsız, benim hakkımda yazdıgın bu yorumu silmiyorum. Boylece yazdıklarının hayal mahsülü seyler oldugundan cekinmedigimi insanlar gormus olur.

Burada asla egitim seviyem, kişisel kariyerim ya da param ya da varlıgımla durmuyorum. Tek odaklandıgım sey, kole efendi iliskileri üzerine goruslerimi paylasmak. Köle arayısındaki Efendilerin bloglarıyla karıstırma istersen. Belki onların altına bu yorumu yazsan , okuyucuları etkilerdin (cünkü o sitelere efendi arayan koleler giriyor). Fakat benim okuyucularım gerçekten yazılarıma dikkatlerini veriyorlar. Benim kim olduguma degil. Tarif ettigin ückagıtcı adami uyduran hayal gücünü tebrik ediyorum bu arada.

Adsız dedi ki...

ben onun eski bi kölesiyim ve yazılan son yorum önce O'na,yaşananlara belki biraz bana bile haksizlık gibi geldi.çünkü yaşadığım herşey çok kıymetli zamanlardı ve bunları birde benim hislerimden okuyun."Onunla olmak artık onun kölesi olmasan bile bayramlarda bi büyüğünmüş saygıyla arayıp,elini öpmektir.sevdiklerine dua ederken adını mutlaka anmaktır ve en silik en tepkisiz mizactayken bile Ona atılan bi lafla yaşananları sahiplenme ruhuyla burda bunları yazmaktır."

Red Dominum dedi ki...

Ey diger adsız:))))

Sanırım iyi bir okuyucumsun. Fakat bana dair ve beni şeytan gibi gostermeye calısan iftira yorumunu yazan kişiye yanıt yazmıssın. Oysa sen de beni peygamber ya da melek gibi gosteriyorsun.

Teşekkür ederim iyi niyetli açıklamaların icin ama eski kolem falan degilsin....Benim de boyle guzel sozler duymaya ihtiyacım yok. Yine de teşekkürler her kimsen :)

Adsız dedi ki...

sezmeye çalışıyorum. hala puslu.

ama bunun için uğraşılacak.
ruh. tıpkı madde gibi, onun en küçükten en büyüğe dağılımı, birleşimi ve değişimi...

etraftaki herşey, biçimini almış bütün varoluş, hepsi ayrışabilir, birleşebilir ve dönüşebilir. insan mantığı çok kere nesne için bunu kabullenmekte zorlandı. şimdi bahsi ruh için açıyoruz.

bir aykırı olarak tanımlanmam anlatının daha sağlıklı anlaşılması için faydalı olacaktır. aykırı derken; sizlerden de farklı...

detaya girilecek. sanırım zamanla zaten misafir deşilecek. ama o zaman bu zaman değil.

şimdi sav şudur. ben mazoşistte, sadiste yada benzeri sapmalara göre çok daha ciddi ve sistemli bir şiddetin barındığını düşünüyorum. öyle ki çok daha kuvvetli, çok daha değiştirici.

ne gariptir ki, mükemmel eğitim ve öğretimle mükemmel, olağanüstü insan yaratılamıyor. olağanüstü insan en olağanüstü şartlarda yetişiyor. yada olağandışı. şimdi burda o aranacaktır.

aslında esas ilgi kaynağım içe dönük şiddet yaşayanlar. onlarda patlamalar meydana getirmeye çalıştım ama aradığım şeyler olmuyor. ve çok aptalca tepkiler veriyorlar. şimdi böylece dışa dönük ve sanırım benden daha sevimsiz sevgili ev sahibime konuk olmuş olacağız. merhaba ev sahibi. selamlar...

Red Dominum dedi ki...

Mantık bahsinden ruh bahsine kararlı bir geçiş ve tünel yok aslında. Hepsi aynı sarmalın atkı iplikleri...

Sıradısı seyler sıradan ortamlarda ve sıradan iliskilerde olmuyor.... Natural Born Killers iliskisi gibi....

Adsız dedi ki...

mantık bahsinden ruh bahsine geçiş değil. onlar yakın. kasıt başka.

ev sahibimizin, insanın zamanında dünyanın merkezinde insan olduğu yanılgısını, bir dizi kaşifin insanı keşfinden sonra daha farklı görmemiz gerektiği üzerine bir yazısını okudum. yazı iyiydi.

herkesin aynı dünyayı aynı biçimde gördüğü ve hatta böyle olması gerektiği, aykırı tüm durumların sapıklık olarak kabulüne dair aşağı derecede bilincin, daha yeni yeni nesnel dünyanın kendi algıladığının ötesinde farklı bir anlamı olduğunu mantığına iyi kötü yerleştirebilmişken, aşina olduğu ruh tanımlamasının da onun bildiğinden daha farklı olabileceğinin ona izahatının zorluğundan bahsediyorum.

bunu yapıyorum çünkü bu aykırı mekanda o aşağı bilincin ötesinde daha üst düzey bir ruh analizi ve keşfine çıkılabileceğini umuyorum. muhattabımız ve olası meraklılar bu konuda yolculuğumuz için oldukça seçkin yoldaşlar olacaktır.

filmi izlemedim. ama kafası biraz çatlak yönetmeninin anılması iyi oldu.

neysede. sıradışılıktan kastım da biraz farklı. şöyle söyleyelim. her birimizi daha farklı, daha başka, daha ileri-yüksek yada daha aşağı bir şeye dönüştüren radikal anlar, olaylar yada seçimler vardır. mesela oldukça renkli kişiliğe -pek böyle anan olmayacağından teşekkürü kapmış olduğumu varsayıyorum- sahip sevgili ev sahibimiz burdaki özgün seçimliliğinden ötürü hayatının diğer faaliyetlerinde acaba nasıl bir durumda?

bu şahsınıza karşı bir merakla alakalı değil. çünkü bence toplumun genelde tapındığı simalar garip bir biçimde aslında aynı toplumun sapık olarak görmesi gereken kişiler. yada normalde o yönüyle değerlendirilecek bir sıradanı böyle adlandırdıkları. olağanüstü şeyler yapan birinin bence aynı zamanda bir çeşit sapık olmaması mümkün değil.

ama ruhtaki her özgün yapılanma avantajla beraber dezavantajda getirecektir. yani mesela burdaki ruhlar öyle olmaktan ötürü hayatın hangi yönünde kazançlılar ve hangi yönünde zayıflar. yani nerdeyiz ve nerde durursak ne halde oluruz. bunların sonucunda şu aranacaktır: nerde olmalı?

sevgiler...

dandikblog dedi ki...

yenı yazı ne zaman yazacaksınız?

Adsız dedi ki...

eğer burada sanki bir kısım insana özgü ucubemsi davranış, düşünce ve yaşayış aslında günlük yaşamda çok daha uç ve yaygın bir biçimde genel insan davranışlarının aslını oluşturuyorsa buna ne demeli?

neden zamanın bizi son derece şanslı kılarak bu başımızdaki eşi benzeri az gelmiş dünya lideriyle aynı dönemde yaşama mutluluğuyla dolup taşarken, neden başımızda olduğu sorusuna cevap aramıyoruz. hangi içgüdüsel eğilim ve ona karşılık verilen tatmin.

insan algısı büyük oranda nesneye kendisinden başka bir anlam yükleyip durmaktan ibarettir. tüm tarihi boyunca uğraşa didine biriktirdiği kutsalları, saçma sapan kuralları. diğer bir değişle fetiş...

ev sahibimi sıkıntıya sokmak istemem. o girmiş ama ben girmeden izin istemeliyim. izni olursa, başını belaya sokmayacaksa; din için ne demeli?

olağandan sapma yönüyle gayet başarılısınız. ama dindarların hala tozuna yetişemiyorsunuz. aslında aradığım anormal ruhlar onlarda daha çok. fakat fazlaca boğucular. onların deliliği sabrı zorluyor.

velhasılı güdüler yönüyle bir kaç sapık olmadığımız tezini yeterince vurguladıktan sonra, insandaki bu güdünün sebebine, ve nerde nasıl yuvalandığına bakıp, belkide nerde nasıl olmalı sorusuna cevap ararız.

sanırım artık susmalı...

Adsız dedi ki...

neler oluyor burada? şikayet eden eski köle eğer haklıysan sende bir blog aç ve herşeyi anlat biz senide takip ederiz :D söz konusu erkekler olunca efendi de olsa pek güvenmemek lazım ama köle oluyorsan maalesef baştan kabul ediyorsun herşeyi. ama ama fotoğraflar ve konuşulanlarla şantaj yapma olayı doğruysa ona birşey diyemem . çünkü o köleliği de aşar

Red Dominum dedi ki...

:)))) Buradaki Reddominum şehir efsanelerini gülerek okuyorum:)))
"neler oluyor burada" diyen adsız yorumcu...Aslında siz de hakkımda hikayeler uyduran kişinin mantık hatasını gormezden gelmişsiniz, ya da bu gözünüzden kaçmış. Eğer ki hayalinde yarattıgı Efendi ona şantaj yapan vs. biri olsaydı, elinde santaj malzemesi olsaydı, tutup gidip o efendinin bloguna "Bu adam var yaaaa" diye laf atmaya cesaret edebilir miydi?
Ya da boyle bir adama 2 yıl boyunca disikole gibi kaliteli derin ruhlu bir kadın katlanır mıydı?:))))
Anonim isimle ortalıgı birbirine katmak isteyen birtakim kişiler arada bir böyle şeyler yazar. Ama mantık hataları da gözden kaçmaz... Yorumları silmeyecegim , eglenceli oluyor:)) Erkeklere güven olmaz sözünü de görmedim sanma:))) Sevgiler selamlar

Adsız dedi ki...

dişi köle hala sizin köleniz değil mi? kendisinin bloğuna ulaşamadım da

Red Dominum dedi ki...

adsız...
Disikole evet blogunu kapattı. Ulasamaman normal.
Selamlar

Adsız dedi ki...

evet sanırım ev sahibi de konukları da saçmalamayacak kadar aklıbaşında. maceraya gerek yok. ama tahrik girişte bizi selamlayan yazıdan gelmişti. "bilincin karanlık koridorlarından bilinç altına..."

ne yazık ki aslında saçmalamıyorum. tıbba göre sadece zekadan biraz fazlaca nasiplenmem var. bu yüzden kazmak, uçmak gibi meraklarım var.

düşünsenize etrafınızda yaşayan herkesin gerizekalı olduğunu. bunu hakaret olarak söylemiyorum çünkü sorun insanlarda değil. bende. sadece görecelilikten ötürü durum böyle.

böylece sevgi dolu elmayırdan bütün orman hayvanlarının kaçması gibi anormal bir sessizliğin ve kimsesizliğin içinde kalıyoruz. ama böylede kalmalıyız. eğer ki fırsat geçerse, yani güç ve kitlenin hakimiyeti, nelere sebep olduğumuzu ve tekrar tekrar nelere sebep olabileceğimizi biliyorum.

güdüler. mesele evrendeki temel meseleden başka ne? bir yanda ayrışım ve denkliğin bozulma uğraşısı diğer yanda da sürekli bir eşitlenme uğraşısı. insan psikolojisinin genel oluşumu ve devinimi bundan başka ne?

sadece biçim almış hallerinize bu benim ruhum diyorsunuz. ve son derece özgün olduğunu sanıyorsunuz. bazıları bu halinden senin gibi çok büyük bir olmuşluk hissi duyarken bazıları da kendisini anormal derecede korkunç bir halde sanıp sebepsiz acılar çekiyorlar. bunun için intihar bile edenler var!

o kadar komik ki herşey.

ama yazılarını okuyacağım. değişik ve gerçekten özgün şeyler var. tebrikler...

ve böylece bir hayalet olarak insanlar arasında yaşamaya devam. bir hayalet gibi...

Adsız dedi ki...

Peki neden bitti ? Kölelik eğitimi mi bitti, artık bir efendiye ihtiyacı mı kalmadı, Efendi'nin köleyle işi mi bitti? Bir efendi köle ilişkisi nasıl sonlanır? Azad mı ettiniz, köleniz kaçıp gitti mi ? Sorularımı mazur görün her iki bloğu takip eden sıradan biriyim sadece meraktan soruyorum. Zira efendi köle ilişkisi yaşayan veya etrafında görmeyen biriyim

Adsız dedi ki...

red dominum yeryüzünde sacinin bir telini bile bir erkek için egmeyecek kadınlar var.karsina çıkması dileğiyle.
bu arada bdsm yi maalesef dişi koleden beri anlamaya calismama ragmen başarılı olamadım. isin özünü anlamadigimi ifade ederseniz sasirmam kabul ederim.

Red Dominum dedi ki...

Yeryüzünde sacının telini bile bir erkek icin egmeyecek kadınlar var tabi. blogumu okursan kimseye gidin bir Efendi bulun kendinize ve itaat edin gibi bir telkinde bulunmadım zaten. Ne diye simdi kadınların hepsi kole degil diye bir acıklamaya gerek duydun anlayamadım. Sanırım yanlış bir okuma yaptım metinlerimi okurken. :) Neyse, okuman bile güzel, teşekkürler.