
Uzun zamandır yazmıyordum. Artık elden geldigince yazacağım sanırım. Belki eskisi kadar uzun uzadıya seyler olmasa bile daha sık uğrayacağım bloğa.
Okuyuculardan bazıları mail yoluyla iletişime geçip neden yazmadıgımı soruyorlar. Yazmak mı yaşamak mı deseler, elbette yaşamak derim. Bazen hayat öyle güçlü şekilde sizi etkisi altına alıyor ki, o etkiyi siz öyle seviyorsunuz ki yazmak ve kavramlar anlamsız kalıyor.
Bir senaryo yazarı mı olmak istersiniz yoksa o senaryodaki kahraman mı?
Benim yaşadığım durum da , o roman ya da senaryodaki kahraman gibi olay ve duyguların sarmaladığı ruh halinde olmayı tercih etmemden kaynaklandı. Blog yazmak vs. anlamsızlaştı 2 yıl kadar:)
Şimdi de o kadar anlamlı olmasa bile, bana gelen sorular, mailler vs. ile zaman zaman kısa yazılar yazabilirim diye düşünüyorum burada.
Çünkü zaten bloğu açmamdaki ana fikirin altını dolduracak yeterince şey yazdım. Şimdi sadece
"soruları alalım" aşamasına geldik diyebilirim.
Geçen gün eski kölelerimden biri yıllar sonra bana mesaj yoluyla şunu söyledi : " Benim için köle efendi ilişkisi artık anlamını ka
ybetti, ama sizi hep içimde taşıyorum,bizimki özel bir ilişkiymiş, bir romandan çıkmış gibi hissediyorum o zamanları anımsayınca" dedi.
Yanıtım şu oldu: B
enim her zaman söylediğim şey "köle efendi ilişkisi" kısmında kölelik ya da efendilik değil İLİŞKİ kelimesine odaklanmak gerekir .İlişkiyi aranızda çok iyi kurduysanız, köle ve efendi konumlandırması da anlamlı olur. Yok eğer ilişki anlamsızsa, kölelik ve efendilik de saçma bir hal alıyor.
Karşılıklı anlam ifade eden, ortak bir öyküyü yazmaya cesaretlendiren , eşsiz, biricik, kendi içinde sınırsız ve özgür bir ilişkiyi kurarsanız köle efendi boyutu da, isterseniz romantik aşık boyutu da cok güzel akar gider. Bu nedenle köle efendi ilişkisi dedigimizde ilk iki kelimeye değil, son kelime olan ilişki kelimesine odaklanmayı tavsiye ediyorum.
Sevgiler
REDDOMINUM