7 Mayıs 2013 Salı

Submissive'ler ve saçmalamalar üzerine beyin fırtınası

Saçmalamayan submissive ifadesi bir oksimoron'dur. Doğası gereği saçmalıklara açık olur.

 Neden mi? Cunku eger bir insan submissive ise , hele ki efendi kole ilişkisine girmiş ya da hazırlanıyorsa zaten toplumsal olarak sunulan alternatif ve perspektiflerin dışında şeyleri deneme cesareti taşıyan biridir.

Denedikçe kendinde gelişen, "aman ne olur ki?"  ya da "benim yeni normalim bu, hiçbirşey konsunda kendimi sınırlamamak" seklindeki refleksine  yenik düşer sürekli.



Cinsel rahatlıktan sozetmiyorum. Ona haz veren yeni cinsel deneyimler vs. değil daha cok yeni ve kendi gibi düsünen insanlarla kolayca yakınlasma diyalog kurmak olabiliyor. Bu noktada efendisinin desteğini aldıgında da saçmalıga iyice yaklaşabiliyor.

Örneğin  kendi gündemindeki  hayat tarzına yakın birileriyle konuşup tanıştığında (Bu biseksuellik, bdsm, kölelik , vs olabilir) hemen yakın bir diyalog beklentisine girebiliyor. Normalda iki insanın haftalarca aylarca birbirini anlayarak yakınlasması gereken süreci birkac günde aşabiliyor. Kölenin özgüven sorunu degil  özgüven ile sagduyuyu dengeleme sorunu daha kritik bir konu.

Başka bir örnek...Efendisini , efendinin koyduğu kurallarla sıkıştırmaya kalkmak.. "Efendim fakat çok eşlilik taraftarı değil miydik?"..."Efendim, hani hiçbirsey saklamayacaktık, birlikte oldugunuz birileri var mı?". Kahkaha! Evet tek tepki kahkaha olabilir.  Kölenin bu ilişkideki tüm varlık sebebi, itaat edip teslim olmak ve icsel zenginleşmedir. Efendisinin ona koydugu kuralı sanki iş ortaklıgmıs gibi Efendisine getirmeye calısmak, sanki efendi için de o kurallar geçerliymişcesine davranmak , sadece 6 yaşında sidikli kız cocugu oyunundan başka bir şey degil.

Saçmalama örneklerine devam...Mesela bazı köleler efendisinin eline kuzu gibi gelirler, boyunlarının vurulmasını bekleyen kurban gidi teslim olurlar. Bir süre sonra Efendisinden beslenip garip  ve itici bir aşırı özgüven ve bireyselliğe sarılırlar. Ne mi olur bundan sonra? Elbette Efendi'ye karşı küstah, dışarıya karşı ise hala durağan ve submissive olurlar. Büyük oranda böyle olur...Bu bana şunu anımsattı, harvaard business school yayınlarında hep aktarılır. Şirketlerin değişim ve dönüşüm dönemlerinde şirket üst yönetimi "Değişim yönetimi" projeleri  ve onlemlerini hayata geçirirler. Değişim ve dönüşüm daha az zorlayıcı olsun ve istenilen yönde gelişsin diye. Fakat Harvard verileri diyor ki bu kadar yatırım yapılan değişim yönetimi projelerinin %65 kadarı başarısız oluyor.,

 Köle efendi ilişkisi de bir tür DÖNÜŞÜM YÖNETİMİ projesidir. büyük oranda da kölenin bireyselleşmesine ve bireysel bir küstahlıga sarılmasıyla sonuçlanabiliyor. Çok garip:)

Bu saçmalıklar yazıma daha sonra devam ederim. Bu yazı da Efendilere ve köle adaylarına ithaf olsun.

14 yorum:

Adsız dedi ki...

Sanırım Dişi Köle ile problemler var.. Onun blogunu kapatması ve sizin bu yazıyı girmeniz bu şekilde düşünmemi sağladı.

Dişi Köle dedi ki...

:))
böyle yorumlar gelince kendimi magazin sayfalarında haberleri çıkan cemiyet kızları gibi hissediyorum

bir problemimiz yok merak etme ;)

Red Dominum dedi ki...

Adsız , sanirim senin bloglarla problemin var:)Şu an yaptıgın da mesela bir beyin okuma çabası olarak kölelerden gostermemesi istenen sacmalama davranısıdır. Neyse ki kole degilsin yoksa efendin hos karsılamazdı boyle tahmini yorumlarda bulunmanı:) Yanlıs yorum olmakla birlikte, blogu takip ettigin icin tesekkurler:)

lilith hancock dedi ki...

Beyefendi bana da kızmış olabilir. akılsız maillerimden dolayı. saygılarımla.

Red Dominum dedi ki...

Lilith! Gelen tüm mailleri yanıtlamayı ihmal edebiliyorum bazen. O nedenle bunu kızgınlık olarak algılama. Sadece zamansızlık diyelim. yoksa maillerin gayet akıl dolu ve samimiyetliydi. İyi bak kendine

lilith hancock dedi ki...

çok teşekkür ederim saygıdeğer beyefendi.

alis dedi ki...

bir submissive olarak ben de saçmalayarak katkıda bulunayım istedim:)
tespitleriniz her zamanki gibi bizi bize açıklamış. duygu değişimlerimiz ve alışkanlık kalıplarımız kesinlikle saçmalamaya alt zemin oluşturuyor. yanlız ben, 3. örnekte takıldım. kölenin efendiye kuzu olarak gelip, büyük oranda kurda dönüştüğü örnek.
burada 2 ihtimal var:
1.si, itaatkarın kuzu olarak gelmesi aslında bir illüzyon, aslında hiç bir zaman öyle olmadı -ki,bir efendi olmasını istediğini veya olması gerekeni değil, "olanı" görür. o yüzden bu ihtimal geçersiz.-
2.si kölenin karakterinden değil, ilişkinin iç dinamiklerinden kaynaklanan bir dönüşüm söz konusu. zaten "efendiden beslenerek" diyerek bunu ifade etmişsiniz sanırım. bu durumda saçmalamaya bilinçli veya bilinçsiz şartlanıyor olabilir mi? belki efendiden gelecek son vurucu darbe, bir kuzuya değil bir kurda gelmelidir? -bu arada mazur görün, konuya saçmalamaktan girmiştik değil mi:))-

buradan dişi köleye selam göndermek istiyorum. blogunuzu kapattığınıza üzüldüm. benim blog dünyasıyla tanışmam ilk, sizin yazılarınızla olmuştu.. -şimdi hakkaten magazin sayfası gibi oldu:)- sevgilerimle

Red Dominum dedi ki...

Sevgili Alis, yorumların ve soruların gayet yerinde ve ufuk açıcı.
1-Bunlara dair yorumlarimi Yorum alanında değil de mailde yanıtlamayı tercih ederim: reddominum@gmail.com

2- Disikole blogunu tekrar açmak gibi bir şey konuşmadik. Şimdilik birsey bekleme

3-bloglarımız hakkındaki olumlu düsüncelerin için teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Benim için magazin sayfalarında haberleri çıkan cemiyet kızlarından daha değerlisin dişi köle, seviyorum seni.

Adsız dedi ki...

dişi köle blogunu tekrar açmazsa, gerçekten kendimi öldüreceğim.

Red Dominum dedi ki...

:))) ben de kapatıcam blogu zaten bu gidisle:)

sanem dedi ki...

Neden ki?? :(

Özgür Melek dedi ki...

Siz de kapatırsanız biz nereden bu kadar bilgiyi öğreneceğiz ki...

Adsız dedi ki...

Dişi köle blogunu kapattığı için üzüldüm diyemem ama siz kapatırsanız üzüleceğime eminim bıktırana kadar yazın lütfen :)