22 Mart 2013 Cuma

ŞEYTAN VE TANRININ SAVAŞI

Bugün iyi tanrıyla kotu tanrı arasındaki mücadeleyle ilgili düsüncelerimi yazacagım. Blogla ne ilgisi var bilmiyorum. Unutmamak için fikrimi bir yere not almam lazımdı , karsımda pc acık olunca bloga yazayım dedim.
Lucifer

ŞEYTAN (Lucifer) yani kötü tanrı  ile RAB, İLAH, ALLAH, LORD diye anılan iyi tanrı arasındaki ilişkiye gelelim.


Şimdi icinde TANRI lafı gecen herseye gece fazla kurufasulye yemişcesine osurarak tepki verenlere bir acıklama yapayım. Şeytan tanrı degildir falan diye osurmaya başlayabililer yazımı okurken....

Bugün bildigimiz şeytan kavramı cok yenidir. Yani 3000 yıl önce Tevratı yazan kişilerin yarattıgı bir kahramandır. Ondan 1000 yıl sonra da İsa'nın sozettiği ve  Ondan da 550 yıl sonra Muhammedi'lerin kitabında yazdıkları seytan vardır. Bildigimiz populer seytan bu bestseller kitaplardan okudugumuz ve hayal ettigimiz birşey.



AHURA MAZDA
Oysa insanlık tarihi kadar eskidir şeytanın tarihi. 3500 yıl once yani şu an insanların inandıgı ve Tevratta anlatılan şeytandan 500 yıl kadar önce Pers imparatorlugunda yaşayan Zerdüşt, dünyadaki bütün kötülükleri ve iyilikleri ikiye ayırdı. İyi olan tanrıyı Ahura Mazda, kötülükleri temsil eden tanrıyı da Ehrimen diye adlandırmıs  ve bir nevi tüm iyilikleri ve kotuleri birer ortak paranteze almıştır.

Özetle ondan sonra  ortadoğuda birilerinin yazdıgı dinsel öyküler ve kitaplardaki şeytan da bu Ehrimen'den ortaya çıkmıştır.



Tabi büyük iskenderin persleri yenmesinden sonra ellen tanrıları (Hades, zeus vs) da işin içine karışınca bugunkü modern şeytan cıkmıstır. Zeus  abimiz, bir gün büyük bir mücadeleyle TİFON adlı kanatlı ve yılanımsı bir varlıgı TARTARUS adlı yer altı dünyasına gönderir. Tanıdık geldi mi size? Yani düşmüş isyankar melek Lucifer ya da şeytanın cehenneme gönderilmesiyle ne kadar benziyor degil mi?

KUDUSTEKİ GEHENNA ÇUKURU
Cehennem Tartarus'tur. Ama tartarus'ta yanan ateşler yoktur. Yanan ateşler de Kudüs musevilerinden gelir. Ama hiç de hayali bir yer değildir. O donemde kentin tüm pisliklerinin atıldıgı GEHENNA isminde bir çukur  vardır Kudüs'te. Hastalık yaymasın ve kokmasın diye sürekli olarak yakılmaktaydı bu cukur.   Hatta idam edilen mahkumların cesetleri de buraya atılırdı. İnsanlar şeytanın ve kotuluklerin bu GEHENNA (cehennem) cukurunda olduguna inanmaya başlamıs o donemde kuduste. Yani cehennem kavramı da goklerden degil bizzat kentsel atıkların yakıldıgı gehenna cukurundan girmiş öyküye.
 

Neyse ben yine dağıttım konuyu.


Özünde iyi tanrı ve kötü tanrı (şeytan) arasındaki savas bize anlatılır. en azından 5000 yıldır.



 Dünyadaki en keskin dualizm budur sanırım. Cünkü insanlar SEÇİM YAPMAK ZORUNDA'dır bu iki gerizekalının kavga alanından zarar gormemek icin. Ama bu bir kumardır. Hikaye de şudur.  Ya iyi tanrıdan yana ol ve beyaz kanatların olsun ve cennete git. Ya da kötü tanrıdan tarafa ol bu dunyada gününü yaşa ama sonra cehemme git!

Offf. Cok agır bir secim zorunlulugu. İki tanrının savaş alanı yaşadıgımız evrendir ve bu evrende bizler taraf olmak zorundayız. Acaba öyle mi?




SAGDAKİ EHRİMEN, SOLDAKİ AHURA MAZDA
Aralarındaki kavga nedir tanrı ve şeytanın? İnsanogluna İYİLİĞİ, SAFLIGI asılamak ya da ŞEHVET ve ZEVK'i aşılamaktır değil mi?    Bana hiç de oyle gelmiyor. Bugün keşfettiğim şey de bu...

Marx eger haklıysa (ki insanlık tarihinin her noktasına baktıgımızda tarihsel ve diyalektik materyalizm maksizmi dogruluyor).

İktidar kavgası maddi güç kazanma kavgasıdır. Bir nevi sınıf savaşımıdır. Tüm sosyal politik kavgaların kökeni güç ve paradır. Tüm marksist külliyat bunun üzerindedir.






Eğer ki tanrı ve şeytan varsa (ki şeytan da bir tür kotuluk tanrısıdır). aralarındaki mücadele aslında bir ETİK , AHLAKİ bir duruşun mucadelesi degildir. Tamemen güc mücadelesidir diyebiliriz.

Nasıl ki kapitalizme sosyalizm arasındaki mücadele Kapitalizmin demokrasi icin mücadelesi değilse, Tanrının şeytanla mücadelesi de İYİLİK için degildir. Kapitalizmin derdi sermayesi olanların kazanması üzerine bir sistemi ayakta tutmaktır. Demokrasi meselesi işin sadece kozmetik maskesidir. Kapitalizm Irak'a demokrasi goturmek icin gitmez petrol icin ve ortadoguda  hakimiyet ve güc saglamak icin gider.  George bush 'un insan hakları ve demokrasi sevdalısı oldugunu dusunmuyoruz herhalde. Komik olurdu.


Sosyalist iktidarların da kapitalizmle mücadelesinde insan hakları , eşitlik, özgürlük yok aslında. Tamamen işçi sınıfının iktidarı vardır. Gerçek bir sosyalist için öncelik sınıfsız toplum için once işçi sınıfı iktidarını saglamaktır.  Eşitlik ozgurluk falan ikincil plandadır.

Gelelim bizim 2 soytarıya. .Bildigimiz o iyi Tanrı AHLAK'ı pazarlayarak insanları yanına cekmeye calısıyor ve ahlakla denetim saglamaya calisiyor. Yoksa tek basına iyilik ve ahlak'ın insana zerre bir yararı yoktur.
  Şeytan  yani kötülük tanrısı da ŞEHVET, TUTKU ve BAŞKALDIRIYI pazarlayarak insanları cekmeye calısıyor. Fazlasının insanın başına dertler acacagını bile bile...


BÜYÜK YALAN

Tanrı yani sözde iyilik ve sözde ahlak savucuları ŞEYTAN'ı yaratmışlardır. Din'i ortaya cıkartırken o kitapları yazarken bir de şeytan yani karşı karakter yaratmıslardır.
Orneğin İsa döneminde şeytan figürü bu kadar güclü değilken, İKTİDAR'ı ele geçiren kiliselerin, kendi görüşleri dışındakileri ŞEYTAN diye yakması ,yargılaması, düsmanlastırması bilinir. İsa'dan 500 yıl kadar sonra ilk kez insanlar seytana hizmet ediyorlar (yani kilise iktidarına aykırı muhalif oluyorlar) diye yakılmaya başlanmıstır. Yüzbinlerce kişi.

St.Agustine denilen psikopos geceleri kadınların ve erkeklerin rüyalarındaki cinsel hayalleri bile şeytana yormustur. Böylece insanlar "bu ben degilim, bu düsünceler ve hisler başka birine yani şeytana ait" demeye başlamışlardır. Bugün kendi cok eslilik vb. hislerinden utanan insanların düstügü üzücü durum gibi....

YALNIZIZ VE KARAR BİZE AİT
Özetle malesef yalnızız...Tanrı ve Şeytan da kendi iktidar dertlerinde. Peki biz insancıklar olarak ne yapacağız hayattaki tercihlerimizde?

İstemedigimiz ama Tanrının kuralları diye iyi ve edepli insanlarmışşşşşş gibi mi yaşayacagız? İçten içe yanıp bitecegiz kendimizi yaşamadan?  Ya da tam tersi  şehvet, tutku ve bencillikle mi yaşayacagız hiç bir değerimiz olmadan?

Ben ikisini de tercih etmiyorum. Kendi yolumu buluyorum. İyilik, erdem ve şehveti kendi hassas terazimle istedigim oranla yaşıyorum. 

Bunun evrensel bir kuralı yok. Malesef yok. Her insanın kendi iç dünyasındaki biricik denge terazisi onun yaşam yolunu belirleyecek....Bu da, benim blogda hep anlattıgım şeye cikiyor. Ne kendini kurallar ve ogretilmis sacmalıklarla sınırla, ne de gozdonmuscesine şehvetin hazzın ortasına at.
İkincisini kontrol etmek daha kolay. Herkes sehvet ve icindeki hisleri yasamayı engelleme konusunda pek bir uzman. Ama ilki daha tehlikeli. Yani ahlaklı ve sözde "iyi" olacagım diye  kendini tamamen istemedigi başkalarının tercihlerine teslim etmek...Evet TANRI'nın tuzagına düşmek daha kolay bu nedenle daha tehlikeli.

NOT: Tüm bu metaforları , egzoterik kavramları anlayacak zekaya sahip olmayıp, aman da reddominum satanistlik yapiyor yok din dusmanı gibi sacmalayacak ve gotune goktaşı düşmüşcesine cırpınmalara girecek okuyuculara sunu diyorum. Opeyim de geçsin!


11 yorum:

Adsız dedi ki...

aslında bu blog tam yeri bu yazının. ahlakın erdemin tanrının ve efendinin her şeyden en çok etkilenen insana dönüşmesi..hem zaten insana insandan başka kim tanrılık edebilir.
ya da sanırım çok başka yerlere dokundu bu yazı zihnimde.

Red Dominum dedi ki...

Begenmenize sevindim.

Özellikle hristiyanlık ve islami iktidarların hertürlü seyi "bu şey şeytan işi, bu insan seytana hizmet ediyor, içinden gelen bu hisleri senin aklına şeytan sokuyor" demeleri cok büyük zulüm. Yazarken bunu da farkettim.

Marca Karia Krispina dedi ki...

semavi diye nitelendirilen tum dinlerin, ortadogu, amerika (kesiften once), orta asya cografyalarinin egzotik halk hikayeleri ve şamanik inanç simgelerinin harmani oldugunu dusunecek olursak guzel bi "afyonunuza tukureyim" ozeti olmus gibi gozukuyor :)

zevkle okudum cancagizim ve bu yonde ki yazilari merakla bekliyorum.

Lena dedi ki...

Kızdıklarım yazısını neden kaldırdınız? Ben onu merak ettim.=))

Adsız dedi ki...

senin terazi pek hassas değil

alis dedi ki...

bu işin teorisini tartışacak kadar derin bilgim yok, pratikten yola çıkarak diyebilirim ki; şeytan olmasaydı, tanrının iyiliğinin anlamı olmazdı; tanrı olmasaydı şeytanın ayartıcılığının zevki olmazdı. biri olmadan diğerinin anlamı kalmıyor işte.
ve bizim, istediğimiz zaman istediğimize başvurma özgürlüğümüz var:) o yüzden bu iki kavramı da seviyorum. bence önemli olan; sizinde dediğiniz gibi red dominum, insanın içindeki terazi. buna da "vicdan" deniyor sanırım...

Red Dominum dedi ki...

Onu bunu bırakalım, okurken keyif aldıysanız o yetiyor bana aslında.

Lena...."Kızdıklarım yazısı" nedir ? Bir yazı kaldırdıgımı anımsamıyorum. Kaldırmıssam da varmıştır bir nedeni, şu an anımsamıyorum hangi yazıyı kastettiginizi.

Adısız: Terazım hassas degil. Sonuçta ne kadar tarttım ona bakarım. Göz kararı diyelim. Hep buna inandım ben.

Disikole blogunu artık yazmayacagı icin kapattı.

Marca tesekkurler.

Alis, seytanı ayartıcı olarak gormuyorum gerci. Ama dedigin gibi , insanın iradesiyle kararlar verebilmesi ve kendine uygun tercihler menüsü yapması onu insan yapiyor. Mutlak iyi ve mutlak kotunun olmaması asıl mesele...Yorum icin cok tesekkurler

Adsız dedi ki...

yazılarını genelde begenıyorum ama bırının senı okumasını ıstemıyorum benı rahtsız edıyor. bu da sahıplenıcı bı tavır sanırım...

Adsız dedi ki...

yazılarını genelde begenıyorum ama bırının senı okumasını ıstemıyorum benı rahtsız edıyor. bu da sahıplenıcı bı tavır sanırım...

Red Dominum dedi ki...

Adsız... Yazılarımı begenmen güzel ve hosuma gitti.
Fakat birinin beni okuması seni rahatsız etmesin isterim. Çünkü
1- Zaten pek bir yazı yazmıyorum beni okuyup da aklı başında zengin tepkiler veren pek kimse kalmadı.

2- Birileri okusun diye yazıyorum zaten:)

Selamlar

itaatkar dedi ki...

sanirim napacagimi bilmiyorum