28 Mayıs 2013 Salı

Submissive Kadınların 2 Türü



Öyle ya da böyle özünde bir submissive kadın submissive'dir. Bu anlamda submissive kadınların bir farkı yok.


Önemli olan bir submissive kadının , kendi içinde barındırdığı itaatkar ruhla olan ilişkisidir.

İşte tam bu noktada itaatkar ruhlu kadınları gayet rahat iki kategoride değerlendirebilirim. Bu yazıda bunlara değineceğim...






1- İtaatkar mıyım acaba neyim?'ciler: Bunlar aslında itaatkar yanlarını tam çözememiş olanlar. Hatta bu yanlarıyla barışmaya  ve full teslim olmaya da utangaçca yaklaşırlar. Hala eski klasik aşk , ilişki, kadın moduyla bağlantılarını kesmemişlerdir. Yani efendiye kendilerini vermelerini bile aslında gizliden gizliye Efendi'ye gösterdikleri bir lütuf gibi algılarlar. Efendinin ayakları altında ezilirken ya da ona hizmet ederken, veya ceza alırken "Ay ne kadar fantastik" diye yaşarlar.   Bu tipteki itaatkar kadınların eğitlmeleri uzun zaman alır. Ciddi sabır isteyen bir Efendiye rastgelmezlerse asla hayal ettikleri ve bir efendinin de hayalinde yer alan kölelerden olamayacaklardır. Efendinin sabrı ve becerisiyle gerçekten sadece ve sadece aşağılık bir köle olduklarını öğrenmeleri mümkün. Öğrenmek ne kelime, ruhlarında bunu hissederek, efendinin altında ve onun hizmetinde bir mal olmak dışında başka bir mutluluk ve kendi varoluşunu tanımlama isteği duymazlar. Efendi'de hiçleşmek ne demek bunu ancak ve ancak uzun ve sabırlı bir eğitimle öğrenmiş olurlar.


Bu tip itaatkar kadınlar, sadece "Ben bilmem beyim bilir"in  BDSM'ye özenmiş versiyonu gibi olayı yüzeysel kavrarlar. Hayatlarındaki güçlü erkek figürü eksikliğini tamamlayacak, kendine sahip cıkacak, onu gerektigi gibi kullanacak ve hatta cogunlukla cinsel olarak kullanacak , hor görecek bir Efendi'ye ihtiyaç duyduklarını düşünürler. Efendiye köle olmak değil Efendi'ye sahip olmaktır onların temel içgüdüsü. Efendi onların hayatında bir boşluğu dolduran bir araçsal varoluştur.  Bu tip itaatkar kadınların kendileriyle olan ilişkilerinde çözememiş oldukları birçok problem vardır. Yeterince  varoluşlarını sorgulamamış olmaları, gücsüz yanlarıyla yüzleşmemiş olmaları,  mevcut öğretilmiş kavramların ağdalı  yapışkanlığından sıyrılamamış olmaları gibi....

Bu tip itaatkar kızları submissive olmanın  gerçek ruhuna sokmak, itaatin ve teslimiyetin denizine sokup çıkarmak tek yoldur.  Teslimiyetin ruhuna girdikten sonra gerçek bir köle olmaya başlarlar. Ayaklar altındaki yerlerini iyice öğrenirler. Elbette bunun için sabırlı olmaları ve Efendinin elinden tutup , kendisini götüreceği karanlık koridorlara dogru güvenle Efendiyle birlikte yürümeleri gerekir. O zaman anlarlar ki Efendi bir boşluğu dolduran araçsal bir role değil, kölenin içinde derin  ama keşfedilmeyi bekleyen karanlık boşlıklar açan bir role sahiptir.


2-Kanımla canımla ruhumla size aitim:  Teslimiyeti, itaati ve Efendinin altında ,aşağılarda yer alan kimliğini , ruhunda hisseden submissive kadınlar da başka bir kategoridir. Sosyal hayatta da itaatkar, haddini bilen, efendinin ayaklarına kapanmaktan doğal bir mutluluk duyan, yediği her kırbacı "ben bunu hakettim evet" diye yaşayan,  o kırbacın her darbesini beyninde ruhunda omur iliginin icinde ve tüm sinir sisteminde duyumsayan kadınlardır bunlar.
Efendi dedi diye hiç düsünmeden sorgulamadan  egosundan sıyrılmış bir sekilde , sosyal hayatta hic yapmayacagı seylere hazır bulunan bu tür submissive kadınları eğitmen nistepeten daha kolay. Ruhundaki submissive ile barışıklık bu kadınların en belirgin özelliğidir. Sosyal hayattaki rolleriyle özel hayattaki itaatkar yönlerinin  salıncağında gün boyunca sallanır gezinirler. Hayatlarında bir Efendi yokken bile itaat etme içgüdülerini bir şekilde tatmin ederler. Teslimiyetin denizlerinde derinleşmişlerdir. Ego'nun bunaltıcı ve çeldirici küstahlığından sıyrılma konusunda daha rahat eğitilirler. Elbette bunların da şımarma eğililmi vardır  fakat Efendi ile aynı ruhsal frekansta gezdikleri için hemen kendine çeki düzen vermeleri daha kolaydır. Yine tam bir itaatkar ruh taşıdıklarından klasik sado mazo dengesini de kurmak çok kolaydır bu kadınlarda.

Cinselliği ise birinci tipte anlattıgım "İtaatkar mıyım neyim acaba?"cılardan  daha donuk yaşarlar. Birinci tipteki submissive kadınlar Efendi'yi araç olarak gordukleri icin, kendilerini efendiye teslim ederken hazza odaklanırlar daha cok.

Oysa "Kanımla canımla ruhumla sizinim" diyen  kölelerin varlığı Efendi'ye armağan olduğu için cinsellik sırasında haz alsalar bile bunu belli etmeyi saygısızlık olarak görürler.  "Efendimin malıyım ve beni siker de  kullanır da döver de, ben merak ve heyecan icinde teslim olmaktan başka birsey yapma tercihine sahip degilim!" diye hisseder ve düşünür. Efendiyi üzecek , kızdıracak birşey yapmamam gerekir,  isterse gece boyu beni bir sehpa olarak kullanabilir ya da  beni yere yatırıp yüzümü ayaklarının altına alarak film izleyebilir ya da saatlerce sikini bana emdirebilir. Benim mutlulugum sadece onu kızdırmadan itaat etmemden gelir diyen köleler bu kategoridedir.

SON SÖZ:
Herşey bir yana, kadınların büyük kısmında varolduğunu düşündüğüm itaatkar yanların ortaya çıkışı bir şekilde bazen tesadüflerle olabiliyor bazen de o kadının kendini bildi bileli içinde taşıdığını hissettigi bir itaatkar yanını uygun bir Efendi buldugunda ortaya çıkarmasıyla  olabiliyor.
Bu dünyada içimizde taşıdığımız kimliklerimizi ertelemeden yaşama şansımız var. Yeter ki herşeyi mahveden insanoğlu bu ilişkileri de günlük hayatın  bize dikte ettiği kavramlar yüzünden  saçma girdaplara sokmasın.




8 yorum:

Nemesis dedi ki...

"sadece ve sadece aşağılık bir köle oldukları"

Köleler aşağılık varlıklar mıdır?

Reddominum aşağılık varlıklara değer verir mi?

Aşağılık varlıklar olmadan efendinin efendiliği bir işe yarar mı?

Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?

Kafamda deli sorular ...

Yazıyı okurken bazı yerlerde utanmadım değil.

Red Dominum dedi ki...

Hayır köleler aşağılık varlıklar degildir hatta bu rolleriyle barışık oluşları bende hayranlık oluşturur ve kendiyle yüzleşme cesaretlerini de içten içe kutlarım zaman zaman.

Fakat diğer yazılarıma bakarsan, köle kendini varoldugu konumun da altında tutar..Terse doğru çitasını yükseltir (ya da alcaltır mı demeli bilemedim). Aşağılık bir köle ifadesi, efendisinin kendini orada gormesine müsade eder. Köle olmak kendini aşağıda tutabildikçe yükselmektir. Bak bu son cümlem tüm bu BDSM yaklaşımımın özetidir. Hala sen bu konuları anlayamadıysan diyecek birsey bulamıyorum sevgili Nemesis:))) Eski yazılarımı okumanı tavsiye ederim sana:)

Nemesis dedi ki...

Evet o son cümle çoğu paragrafa bedel olmuş, hatta daha iyi açıklanamazmış, anladım sevgili Reddominum:)))

Adsız dedi ki...

Birinci tur gibiyim sanirim ben

Sabri dedi ki...

İki tür mü? Kırk çeşidi var...

Ezra Jj dedi ki...

Iyi gunler, sorularim cok sacma olabilir anlayisiniza siginiyorum... (New student :)) Henuz bir efendim yok. Olmadan oncede sorularim var. efendim beni diger kisilere sunabilirmi??

Red Dominum dedi ki...

Sevgili Ezra...

Aslında senin sordugun sorunun arkasında binbir türlü kaygı var bence ve sadece kısacık bir yorum alanında bir tanesiyle kaygılarını ozetlemeye calismissin.

Sorun biraz dallı budaklı yanıtlanabilir. Şöyle ki, eger karsındaki kişi gerçekten benim blogumda tarif ettigim bir efendi degil de, etrafta bolca rastlayacagın egosunu BDSM ile süsleyip efendi gibi takılanlardansa, o efendi bozuntusu "sana ragmen" senden boyle birsey talep edebilir ve seni bu ve benzeri emirlere zorlamak isteyebilir. O halde neymiş? Birinin eline kırbacını teslim ederken yani efendim diye hitap ederken birine, dikkat etmek lazımmış.
Oteki dal ve budak meselesine gelince. Eger ki efendin olacak kişi , erdem , psikoloji ve senin kisisel varoluşundan haberdar ve buna saygı duyan biriyse, sana ragmen birsey yapmaz...Ha bu demek degil ki efendi sana istedigini yaptıramaz. YAptırır, ama öncelikle senin beyninde o yaptıracagı seye dogru seni de goturecek kanallar açar. Yani sen yaptıgın seyden rahatsız olmayacak noktaya geldiginde sana bunu yaptırır. Yoksa "yap dedim yapmalısın" modundaki efendi bozukları oyuncak araba gibidir. pili bitince dururlar, kole de darman duman olur ve oyun biter. Oysa kole efendisinin bilincine ve düsünce ve algı tarzına yaklastıkca Efendiden gelen bir arzu aynı zamanda kendi arzusu da olabilir. birine sunmak sunmamak konu degil, yeter ki efendi X davranısını senden istemeden once seni fikren ve ruhen o notkaya getirsin hepsi bu. Sevgiyle

dandikblog dedi ki...

"Bunlar aslında itaatkar yanlarını tam çözememiş olanlar. Hatta bu yanlarıyla barışmaya ve full teslim olmaya da utangaçca yaklaşırlar. Bu tip itaatkar kadınlar, sadece "Ben bilmem beyim bilir"in BDSM'ye özenmiş versiyonu gibi olayı yüzeysel kavrarlar." bu yazilardan da insan hep kendine pay cikartiyor ama ...