24 Ocak 2013 Perşembe

Dik Başlı Değil Başı Dik Olmak



Benimkinde ya da kölemin blogunda rastlamışsınızdır. Kölenin başı her zaman dimdik olmalı diye yazarım. Bir takım çok bilmişler de , sözde açık yakaladık diye sevinerek, "Efendi köleyi bu kadar ezerken dışarıda sosyal hayatta o kölenin başının dimdik olması mümkün değil" gibi ahkamlar kesmişlerdi diye anımsıyorum.

Bugün Dişiköle'den bana bir SMS mesajı geldi. "Efendim bugün işyerinden bir kız arkadaşımla yemek yiyiyorduk. Bir konuda konuşurken  "Ne kadar da kendinden emin ve kararlı bir duruşun var birkaç aydır" dedi."



Bu arada, yazılarıma çok sesli devam edeceğim. Bir yandan anlatırken diğer yandan farklı bir renkle araya girip yorumlarımı yazacağım...

(Kölem olmuş bir kişiden tam olarak beklediğim bu. 


  • Kendini disipline etmiş olmaktan kaynaklı bir güç  ve "herşeyi istersem başarırım hissi".
  • Efendisine ait olmaktan kaynaklı olarak " Her durumda Efendim yanımda olacaktır" güveni
  • Efendime aidim ve ondan başka kimseye hiç bir borcum ve hesap verme zorunluluğum yok, kimseye kendimi beğendirme derdim yok kararlılığı.
  • Ben Efendime aidim o halde başım dimdik olmalı, gururla ozguvenle dolanmalıyım yaklaşımı
Benim yanımda herşeyle birlikte teslim olan kölenin , dışarıda sigarasının yakılmasına izin vermesi, hakkını savunması, canını sıkanlara ağızlarının payını vermesi, psikolojide "assertiveness" denilen, seviyesini bozmadan ofkelenmeden kendini ifade edip haklarını koruması gerekir. Köleliğin asıl anlamlarından biri budur. Bazı Efendi bozuntuları bunu pek anlamak istemese de:))


Kölem uzun zamandır böyle zaten. Fakat işyerinde de bu özelliği göze çarpmaya başlamış. Bu iyi haber.

Kötü haber ise şu: Bugün bana geldi ve yaptığı özensiz bir davranıştan dolayı, konuyu unuttum ve sildim sanmaması için kendisiyle biraz dalga geçtim, abartarak iğneli bir laf söyledim. Ondan sonra kendini kastı, tutuklaştı. O çok iyi bildiğim " Bir sıkıntım var ama içime atacağım" psikolojisine girdi. Bu kez ne derdin var dediğimde yine her zamanki gibi "Yok birşeyim Efendim" dese de ikinci soruşumda ağlamaya başladı. Efendim gururumu incittiniz.Vs. dedi, O iğneli ve biraz özellikle abartılı olan sözümü anımsatarak. Ağlıyordu bunları söylerken.

Küçük bir ders verme fırsatım doğdu tam o anda.( EFendi köle ilişkisi durağan bir ilişki değil. Bu ilişkide parmağının ucuyla bir yeri işaret ettiğinde  kendini de bir yere doğru işaret etmiş oluyorsun aslında. Parmağının ucunda da değilsindir bu ilişkide, parmağının gösterdiği yerde de. Her birinin dışında, yaptığın hareketi gören bir yerdesindir.)

Dersim şu şekilde oldu:

Bir: Ben sana o lafı , yaptığın hatayı unutmadıgım icin soyledim
İki: Elbette ki abartarak soyledim senin xxxxxxxxxxxx amacıyla davranmadığını elbette biliyorum, o kadar beynim var. Sadece hatanı gör diye karikatürize ettim konuyu. Fakat sen  "Ah Efendim hatama cidden kızmış. Öyle geçiştirilip affedilecek bir hata değilmiş, tekrarlamamalıyım" diyeceğine, efendine  bozuluyorsun ve gururunun ayaklar altına alındıgını söylüyorsun.
Üç : Gururunu ayaklar altına alabilirim zaten. Bunda bir şey yok. Bir köle olmanın da güzel yanı bu, gururun ayaklar altına alındıgında bile Efendinin yanında bundan rahatsızlık duymama ozgurlugun var. Rahatsızlık duyman gereken , Efendine bu lafı ettiriyor olman!

Ve asıl dersi, ağlaması geçtiği zaman  onu ayağa kaldırıp  yüzünü elimin arasına alarak verdim. Anımsıyorsun değil mi? dedim. Kölenin başı dışarıda dimdik olacak. Başka insanalra karşı. Fakat en çok da Efendisinin yanında, baston yutmuş gibi dimdik durabilecek. Köle, Efendisinin ona karşı yaptıklarından dolayı eziklik duyamaz. Zaten Efendisine kendini gururu dahil herşeyiyle adadığı ve bıraktığı için  Efendisinin kücük kızı olmayı hakedebilir.


(Disiplinin amacı ritüel değil sadece. Tam da bu tip , daha önceden tanımlanmamış gri alanlarda gerçek disiplini gösterebilmek için önceden hazırlanma egzersizidir disiplin çalışmalarının amacı. Bu nedenle ısrarla tüm kölelere diyorum ki Efendiniz size ne yaparsa yapsın, nasıl davranırsa davransın makul ve kibar şekilde sizdeki etkisini ona anlatın düzgün ve açık cümlelerle, fakat asla kendi icinize donmeyim. Efendi köle ilişkisi dışında belki de insanın en güvenle döneceği yer kendi içidir, fakat bir Efendi Köle ilişkisinde işin rengi biraz değişiyor. Köle'nin sorun hissettiği an içine kapanmasının ona bir FAYDASI YOK. Tam tersi köle efendi ilişksine de kendine de zarar verir içe dönüş. Kölenin içi de dışı gibi Efendisine ait oldugu icin , dışına cıkarmalı icindeki soru işareti , kırgınlık ya da kötü duyguları. Efendiye güvenerek onunla paylaşmalı  ve dimdik teslim olmuş ama güven icinde durunca bu hislerden kurtulacağını bilir iyi bir köle. Efendinin yanında BAŞI DİK olmaktan kaçınan bir köle  bu kez farkında olmadan cansıkıcı DİKBAŞLI bir köle olacaktır. Aklı başındayken ve normal bir ruh halindeyken asla Efendisine dikbaşlıllık yapmak istemez oysa hiçbir köle.  Dişiköle de eskiye göre artık bunu çok daha iyi kavramış durumda.)


Özetle  diğer efendilerin aksine benim köleden beklediğim şey, dışarıdayken diğer insanlara KARŞI başının dimdik olması, Bu daha özgüvenli ve kendini koruyan haklarını koruyan ve kimseye varlıgını borclu olmadıgının göstergesidir...   Efendinin yanında   başının dimdik olması ise Efendiye herşeyiyle teslim olma ve onun YANINDA olmanın güveniyle bir dik duruştur.

Şimdi anladın mı zamanında sana niçin Efendinin yanında da dışarıda da dimdik duracaksın dedigimi?

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Su his oyle guzel ve cekici duruyir ki.. Kendine ve birine sonsuz guvenmek mumkun mu? "Kendini disipline etmiş olmaktan kaynaklı bir güç ve "herşeyi istersem başarırım hissi".
Efendisine ait olmaktan kaynaklı olarak " Her durumda Efendim yanımda olacaktır" ... Bu sanirim en buyuk eksigim.. Tresor

Red Dominum dedi ki...

Merak etme tresor , bu merakla sana da yakından bir Efendi bozuntusu musallat olur merak etme:)

Adsız dedi ki...

Zaten son zamanlarda köle efendi ozentiligi ciddi bir artışta. Herkes bir sahip/sahibe veya köle istiyor. Meger nasıl acmisiz buna. Bir kaç sohbet odasında görüştüğüm kisilerin yoruma dayanarak yazıyorum bunları. Blog okur musun diye sordum hatta ve sizinle kölenizin blogunu söylediler :) ozenme midir oyun mudur yoksa gercekten ihtiyac duyuyorlar mi...

Adsız dedi ki...

bence ağlamasa, ya da gururu incinmese olayın bir anlamı yok...siz de zevk alıyor olmalısınız bu durumdan, o da...incinmişlik duygusunu ikinizde seviyorsunuz gibime geliyor...yoksa işin espirisi nerde:) karşınızda dimdik duran, egosu sıfırlanmış bir köle??? gururu incinmemiş olsa, karşınızda o kadınca zaaflarını açığa vurmasa zevk alabilecek misiniz onunla böyle oynamaktan?

redyok yok dedi ki...

Bana göre ve sanırım olması gereknde bu kölenin iki halidir.Birinci hali efendi yanında kölenin tam teslim hali ikinci durum ise dışarıda kendinden emin ve belirli bir duruş sergilemeli.Ama ikinci durum ise anca köleye destek olunarak yaptırılacak bir durum.Genel gözlememin ki buna kölenizde dahil hayatta biraz daha cekingen ve kendi değimi ile silik durması.Yani kölelik sizinde değindiginiz gibi sadece seks değil aksine çogu zaman egitimdir.

Adsız dedi ki...

soru sorduk demi:))

Red Dominum dedi ki...

ismin adsız oldugu icin hangi soru sizinki bilmiyorum. Ozenme ve oyun mudur diye bir soru var, yanıtlanmamış olan. Onun yanıtı da kişilerin her birinde , yani kendilerinde gizli, benimki özenti ya da oyun degil. İfade ve ilişki biçimim diyebilirim

Adsız dedi ki...

diğer adsızım ben:) benim soruma cevap verilmedi.yani en azından siz yanıtlamadınız..ve merak ediyorum...

Red Dominum dedi ki...

Diğer adsıza yanıt: Kölenin kadınsı salaklıkları gostermesi durumunda ona verdigim ceza bana salakca bir zevk vermiyor. yanılıyorsun. elbette itaatinden ve beynini ve iradesini sevgiyle bana sunmasından keyif alıyorum. birlikte donusmekten..kuantum diyelim...goren göz de nesneyi etkiler, nesneden de etkilenir.