16 Ocak 2012 Pazartesi

Köle efendi ilişkisinin psikolojisi 1

İnsan psikolojisi,  yazının ve kültürün sayesinde, hayvanlardan farklı olarak  onbinlerce yıldır değişime maruz kaldı. C.Jung'un ortaya attığı  "Kollektif bilinçdışı" (Collective unconcious)  kavramı tam da bunu ortaya koyuyor. İntikam, aldatma, yalan söyleme gibi insana ait  yüzbinlerce kavram mağara devrinden bu yana bilincaltımıza ve genlerimize işlemiş bir takım öğrenilmiş kavramlar olarak bugünlere geldi.

Örneğin hayvanlarda intikam, aldatma, kıskanma, yalan söyleme gibi kavramlar gelişmemiştir. Onların psikolojisi kısmen bizimkine gore daha saf (Pure)halde bugünlere kadar gelmiş görünüyor. Bilinçatımızın kollektif evrimi ile giriş yaptktan sonra şunu söylemeliyim: İnsan bilinçaltının esiri değildir!

İnsanlığı sarsan olaylara bakalım ve insanlığın canının sıkıldığı ve krize girdiği birkaç büyük olayı gelim şimdi biraz  anımsayalım;



Copernicus, taşları yerine koydu
1- Copernicus (Kopernik) adlı rahip ve gokbilimcinin keşfettiği üzere DÜNYA yani İNSAN evrenin merkezinde değildir. Kopernik'e kadar tüm dinler ve öğretiler dünyanın evrenin merkezi olduğunu ve tüm evrendeki yıldızların dünya etrafında döndüğünü  anlattı. İnsan kutsal bir varlıktı onlara göre ve herşey onun etrafında dönüyordu. Kopernik'in başladığı işi gökbilimci Galile tamamlayarak  bu gerçeği insanların yüzüne bir tokat gibi çarptı. Dünya güneşin etrafında dönüyor diye dile getirdi bu gerçeği. Sonuçta engizisyon Galileye öfkesini kustu.





Charles Darwin
2- İnsanlığın bir ikinci krizi ise Darwin'den geldi. Darwin aslında insanoglunun Adem ve Havva'dan gelen "eşref-i mahlukat" olmadığını baya baya diğer tüm canlılar gibi evrimleşerek bugüne geldiğini söyledi. Oysa cennetten gelen insanlık imgesine inanıyordu o güne kadar tüm insanlar. İkinci moral bozuklugu buradan geldi  ve eskiden muhtemelen 4 ayaklı oldugumuz ve kuyruk kemigi olan yerde de kuyrugumuz oldugunu söyleyen Darwin'e cok kızdılar. İnsan kendine , hayvandan gelmiş olmayı yedirememişti.



Sigmund Freud. Bilinçdışımızı bize gösterdi
3- Ve insanogluna son darbe de  analitik psikolojinin (Psikoanaliz) kurucusu Sigmund Freud'dan geldi. O da aslında herşeye iradesiyle karar verdigine inanılan insanoglunun aslında cocukluk  anılarının ve bastırılmıs duyguların esiri oldugunu anlattı bizlere. Kişiliklerimiz , alışkanlıklarımız  ve hatta tercihlerimiz bizim beynimizin saglıklı bir işlevinden degil, bilinclatımıza ittigimiz bastırılmış düsünce ve duygulardan olusur dedi. O büyük canlı  insan, aslında beyniyle degil bilicnlatıyla hareket ediyor denilince Freud da kizgin elestiri oklarına maruz kaldı.



Freud'dan daha ileri giden C.G.Jung
Freud'un bilinçdışı kuramının tamamlayıcısı olarak Freud'un takipcisi Carl Gustav Jung, "sadece bilinç dışı degil kollektif bilinçdışı da davranıslarımız ve dusuncelerimizi belirler" dedi.

Aslına bakarsanız , hayvanlardan evrimleşmiş olmamız  ya da dünyanın evrenin merkezi olmaması bize pratikte bir zararı olan durumlar degil.Ve kötü de degil. Fakat bilinclatının kesinkes kurbanı olmak acı verici. bu nedenle bilinçdışı ve kollektif  bilinç dışının çubugunu tersine bükmeliyiz.

Kollektif bilinç dışının yani toplumların binlerce yıldır beynimize kazıdıklarının temizlenmesi için BDSM önemli bir araç. Köle efendi ilişkisinin özünde yatanlardan biri de bu. Kıskanclık, yalan, aldatma,hırs, rekabet, ego, kibir, küstahlık gibi bir sürü negatif kavramı köle efendi ilişkisiyle  temizliyoruz. Diğer yandan, edepsizlik çubuğunu da tersine  bükerek oradan başka  bir ahlak cıkarmak da mümkün.

Neyse yine felsefeye gidiyor konu. Buraya kadar anlattıgımı özetlemek gerekirse, insanın insan olması için bilinçdışı ve kollektif bilinçdışının esaretinden kurtulması şarttır. Robot  ya da kukla değilsek, bize öğretilenle değil içimizden gelenle kimliklerimizi oluşturup yaşamazsak insan insanlığımızı yitiririz. Bu anlamda, köleliği beyni boşaltılmış bir robotluk olarak algılamak çok saçmadır. Zira, köle dedigimiz kişi, kendi kimliğiyle barışmış, topumun beynine koydugu programa "mavi ekran" göstererek Error verme cesareti gostermis ve kendi içinden gelen hislerini öldürmek yerine onları yaşatma cesareti gösteren bir insandır. Ve önünde daha çok kendi olabilmesi için uzun bir yol oldugunu gormüs kişidir. Bir köle, kendini sosyal kurallara teslim etmiş, klasik bir kadından  bin kat daha başı dik bir insandır. Bu nedenle köleme hep başı dik gezmeyi (hatta baston yutmuşcasına) telkin ederim.


Açık sanırım! İnsan olmak , psikolojik şartlanmalardan kurtulup kendi özgün duygularını yaşatmak demektir.Köle bunu yapanlardan biridir. Bunu yapmak için köle olmak gerekiyor demiyorum, demagojiye gerek yok!

Gelelim köle efendi ilişkisinin psikolojik rahatsızlık olarak nitelenmesine. Birçok batılı toplumda bu artık "Bireysel tercih", "yaşam tarzı" gibi saygın nitelendirmelere ulaşsa da psikoloji bilimi (!) ve Psikiyatri kürsüleri  DSM3 ve DSM4 gibi  hastalık kılavuzlarında bu ilişkileri "abnormal behavior" , normal dışı davranış olarak nitelemektedir. Aynı DSM kılavuz kitaplarıve aynı psikiyatri kürsüleri, 1968'lerde escinsel hareket yükselmeden önce escinselligi hastalık olarak nitelendirirken, toplumsal muhalefet  ve protestolar artınca hiçbir bilimsel araştırma bile yapmadan escinselligi  psikiyatrik bozuluk kategorisinden cıkarmıstır. Ne bilim ama!!!  Aynı Psikiyatri, daha önce masturbasyonu da cinsel sapma olarak nitelerken zaman icinde cinsel sapma degil demistir.

Dünya psikyatri bilimini belirleyen en büyük kurum APA (American Psychiatry Association)  neyin normal neyin normal dışı, sapma ve hastalık oldugunu belirlerken bilimsellikten çok "politik" bir yaklaşım sergilemektedir. Konjonktür değiştikce DSM kitaplarındaki hastalık tanımları da degişmektedir ve değişecektir.   Bu nedenle karşınıza çıkan "köle efendi ilişkisi normal dışı hastalıktır "gibi kahvehane ağzıyla yapılan yorumları karşılarken bu argümanları da düşünün bir yandan.


Psycholog Today gibi dergiler Sado Mazoşist  ilişkileri gayet "SAGLIKLI" ilişkiler olarak ele almaya başladı.

   "Sadomasochism is a way people can forget themselves." Roy Baumeister, Ph.D., Professor of psychology, Case Western Reserve University.  

Sado Mazoşizm insanların kendini unutma yöntemlerinden biridir diyor  Case Western Reserve üniversitesi Psikloji profesörü  Baumeister.  Evet! Rekabetçi, koşturma içerisinde, birbirinin üzerine egolarıyla çıkmak isteyen insanların MODERN EGO'larından vazgeçmek için kendilerini  unutup sonra yeniden anımsayabilmeleri için bir yoldur S/M ilişki.

Kim ne derse desin, her durumda bize SAĞLIKLI olarak gösterilen ilişkilerden daha sağlıklı oldugu kesin bu duruşun.

Hmmm. Yazarken iştahlandım! Bir sonraki yazıda Psikiyatri el kitaplarının sonuncusu DSM IV'ün mantık hataları ve psikloji ve SM ilişki konusunu yazacağım. Yorum ve düşüncelerinizi bekliyorum.

15 yorum:

Adsız dedi ki...

o kadar güzel ve normal bir şekilde anlatmışsınızki az kalsın bizimkilere gidip ben köleyim diyecektim :)
şaka bir yana olayı bilimselleştirerek sapkın zevkler kategorisin den çıkartıp mantık ve kendini keşif konseptinde değerlendirmeniz çok hoş olmuş.

''Zira, köle dedigimiz kişi, kendi kimliğiyle barışmış, topumun beynine koydugu programa "mavi ekran" göstererek Error verme cesareti gostermis ve kendi içinden gelen hislerini öldürmek yerine onları yaşatma cesareti gösteren bir insandır.''

bu tanımı sevdim, ben bile kendimi böyle tanımlayamazdım :)

Esir Ruh

Red Dominum dedi ki...

Esir Ruh merhaba tekrar..
Zaman sorunum var aslında. Anlatacak , tartısacak o kadar cok sey var ki? Sadece bu da değil..Futbolcu Lefter'in ölümünün ardından aslında Lefter'e toplum olarak özür borcumuzdan, sadece maddi zorluklar yüzünden evlenen sıradan bir ev kadının fahişeyle arasındaki fark ve benzerliklerine kadar bircok konu aklıma geliyor. Fakat oturup adam akıllı elle tutulur bir yazı haline getirmeye vaktim olmadıgından böyle çalakalem yazıyorum. Bu çalakalem yazıları bile begeniyorsan daha düzgün yazmam gerekiyor, sana borcum olsun bir gün daha kapsamlı yazacagım:) Gökler seninle olsun!

Adsız dedi ki...

Amma çok derine indirgemişsin..sonuçta her ilişkiyi her davraniş biçimini böyle bağlarsın felsefeye psikolojiye iki ucu açık yol. Bence bu olaylar böyle bu kadar derine inilerek yaşanmamalı yoksa bunlarla "kafayı bozarsın". yaşa işte zevkine bak ne gerek var ona buna bağlamaya. çok kızıyorum herşeyi bu şekilde bi sınırlara sokanlara, kitabını yazıp kurallarını koyanlara, biz herkesten farklıyız heyo bize bakın diyenlere, birde üstüne şak şakcisi olanlara. hele hele söz konusu BDSM ise. Ve yüzde yüz eminim ki kölenin de efendinin de psikolojik sorunlari, küçüklükten gelen problemleri ve toplum içinde oyle ya da boyle kabul göremeyişi var. O yüzden hiç bütün bunlar normalmiş gibi yansıtmaya gerek yok.

Adsız dedi ki...

Yazı yine çok bilgilendirici olmuş.Özellikle para için evlenen kadınla,fahişe arasındaki farkları yazmanızı büyük sabırsızlıkla bekliyorum.

Ha tabi birde beni sikerken,bütün bunları anlatacağınız günü.

Sevgiler,

Evelyn.

Red Dominum dedi ki...

Adsız, aslında seninle aynı şekilde düsünüyoruz. Yani hayatta herşey çok basit ve karmaşık degil aslında. Karmaşıklaştıran şey kavramlara herkesin farklı "perspektif"lerden bakması. Benim buradaki yazılarım tam da kendi perspektifimden ne kadar basit oldugunu aktarmak.
Yoksa ben superim überim megasonic'im gibi bir iddam yok. yazılarımda böyle bir şey olmadıgını görebilirsin eger okursan.
Hatta diyorum ki, elbette SM ilişkiler bir takım bilinçdışı bastırılmışlıklarla ortaya çıkan şeyler. Cocukluk anıları, aile, oedipus ya da elektra kompleksi vb. köle ya da master olma icgüdülerini tetikler diyorum. Yani sapıklık degil ama "sapkın"lık, yani standart dışı davranıs ve egilimler bunlar. "Norm"ların dışında oldugu icin de "normal" degil elbette. Fakat şu nokta var, sadece BDSM yaşam tarzı degil sapkın olan, her sabah uyanıp işe gitmek ve hicbir halt yasamadan eve donmek de bir o kadar ogrenilmis sapkınlıklar. Ya da dışarıya normal aile goruntusu verip sonra gidip karısını ya da kocasını aldatma icgüdüsü de boyle. Sende , bende , ailende , sokaktaki herkeste, bilincdısı sekillendirmelerin izi var, sadece BDSM yasam tarzında yok diyorum hepsi bu.

Gelelim bu kadar lafa ne gerek var diye şikayet edişine....Bu bir tercihtir....Düsünmeyen ve zekasını kavramlar üzerine kullanmamayı rehber edinen bir bir beyine sahip olmayı tercih edebilirsin. Saygı duyarım. Kavramların adını dogru koymak icin zihnimin çalışmasını engellemeyi sevmiyorum, zihnime sorgulama, dogru adlandırma, dogru anlama izni veriyorum ve bunları yazıyorum. Esir Ruh'un yorumuna yazdıgım yanıttaki gibi, Muz dedigimiz meyve üzerine düsünmeye başlayınca da muzun tarihi, muz ugruna güney ülkelerde yapılan katlimanlar, şu an bildigimiz muz'un aslında dogal bir muz olmadıgı, 200 tane dogal muz çeşitinin fransız, ingiliz ve ispanyol işgalci plantasyons sahibi tüccarlarca nasıl bilincli olarak ortadan kaldırıldıgını ve tek bir muz cesidinin hayatta kaldıgını anlatabilirim.

Yazılarımın amacı "tüm bunlar normaldir" demek degil.....Ve biz heyyo cok superiz kitabını yazarız demek de degil...Bence yazdıklarımı okumadan , yazı sayısına ve baslıklara bakarak BDSM kitabı yazdıgımı sanmıssın. Okusan aslında tam da senin dedigin seyleri soyledigimi anlar ve bu yorumu yapmazdın.
Bilmem anlatabiliyor muyum? Konu zihnin bir konuyu ele alıp , cok yonlü olarak konuyu sorgulaması. İnsan olmak da böyle bir sey, rüya gibi gorunen ve buharlasan gerceklikten emin olma cabası ve zihin yürütmek. Bunları okumak sana, "hava atan ben cok dogruyum" diyen efendi bozuntularını cagrıstırıyorsa lütfen okuma, öyle olmadıgımı biliyorum ve o tiplere en başta ben soguk bakıyorum.
Yine de katkın icin tesekkurler.

Red Dominum dedi ki...

Sevgili Evelyn,

Sözettigim yazıyı da bir ara yazarım sanırım.
Bu blogu kimseyi sikmek icin açmadıgımı da belirtmek isterim. Gerçekten BDSM , köle efendi iliskisi ya da S/M iliski diyebilecegimiz konular hakkındaki görüslerimi yazmak icin actım blog'u. Hatta biraz kölem okusun diye yaziyorum. Yan yanayken bu konulara sınırlı zamanda konsantre oldugumuz icin bu yazılar onun gelişimine ve perspektif kazanmasına yardımcı oluyor.

Ha bir de şu var, gerçekten meraklı, ilgili , icinden gelen kölelik hissini nasıl ortaya cıkartacagini bilmeyen insanlara da bir parca yardımcı olmak niyetim.

Yoksa yazdıgın iki kelimeden tahrik olmadım. İletisim kurmak istersen zaten mail atarsın diye düsünüyorum. Medeni ve yetiskin insanlar gibi diyalog kurabiliriz o zaman. Bu haliyle imzasız anonim yorumlar sadece yüzümü gülümsetiyor o kadar. Sevgiyle kal, ve takip etmeye devam et beni.

Adsız dedi ki...

bütün bunlar tamam ama bence siz mesleğinizi veya aldığınız psikoloji eğitimini savunma mekanizması olarak kullanıyorsunuz bence. Bdsm o kadar yüce ve yüksek bir yerde ki herşeye çözüm gibi. Yazılarınızın tamamını okuduğumda aklıma ilk olarak ister istemez şu sorular geliyor?
S/m ilişkisinde siz niye köle değilsiniz?
Ya da sahip olduğunuz hangi özellikler hangi yaşantılar sizi efendi yaptı? Kadın kölelerde erken çocukluk yaşantılarına göndermeler yaptınız? Sizin erken çocukluğunuz anneniz ve babanız ile ilişkileriniz, öz kök ailede konumunuz?

Bu 2 uçta seçim şansınız oldu mu?
Birde bu kadar ferahlamış hem bilinçaltından hemde kollektif bilinçaltından arınmış köleleriniz şu an ne durumda? Bir şekilde o ilişkiniz bittiğinde size ve onlara neler oluyor? Hiç bunlardan bahsetmiyorsunuz?

Entellektüel bir kimliğiniz olduğunu ve kendinize güven duyduğunuz açık bir biçimde ortada. Köle-efendi ilişkisinde yaşanan acılar peki ne oluyor? Siz burada o kadar ferah aydın böyle bir kitap okurmuşuna yazıyorken bence kölenizden duyduklarımız o kadar da ferah acaip mutlu olunası, kendimizi bulası değil açıkcası. Köleniz bütün bu sevgili saygılı ilişkiyi kaybettiğinde ne oluyor, ya da kaybediyor mu eski sevgili gibi yoksa onlarla ilişkileriniz bir şekilde devam mı ediyor.

Birde şunu çok merak ediyorum bütün bunlardan bagımsız olarak evlenebileceğini çocuk sahibi olabileceğinizi düşünüyormusunuz gerçekten.? Düşündüklerim bunlar cevaplayıp cevaplamamakta özgürsünüz " Efendi"

Red Dominum dedi ki...

Sevgili adsız,

Savunma mekanizması dedigin nedir? Neye karşı savunma mekanizması kullanıyorum sence?

Yani şunu mu demek istiyorsun? BDSM utanç duyulması gereken bir şey ve RedDominum bunu bir mantığa oturtarak kendini haklı cıkartmaya ve icini rahat ettirmeye calisiyor?

Az önceki yanıtımı okumadıgınızı dusunuyorum yine de... Ben BDSM kutsal bir seydir demiyorum. Benim belki de oeidipus kompleksimden kaynaklı bir tercihim ya da ruhsal bir eğilimim diyorum. Fakat bundan utanc duymuyorum aksine buradan (bu bir sapkınlık bile olsa) yola cikarak hayatımda bir cok taşı yerine oturtabiliyorum. Ayrıca bir köle bunu bir efendiden daha cok yapabiliyor.

Yani normalde sapkınlık olarak nitelendirilen bir sey bile iyi seylere yok acabiliyor. Diger yandan evlilik sıradan NORMAL iliskiler de kotu ve olumsuz yasantılara ve yıkimlara yol acabiliyor diyorum.

Egonuz "illa son noktayı ben koymalıyım" icgüdüsüyle fazla mesai yapiyor. Tavrınız ve yazdıklarınız kusura bakmayın ama bunu gösteriyor. Bu yazdıklarımı 6 yasındaki bir cocuga anlatsam o bile anlamıstı nicin blog yazdıgımı ve bdsm'e nasıl baktıgımı.

Beni iddia etmedigim tezleri ortaya atmısım gibi itham etmeniz gercekten okumadan yorum yazdıgınız konusunda dusundurtuyor.

Farklı soruları bir arada sorarak da rabarba dedigimiz karmaşa yaratiyorsunuz. Lütfen sorularınızı ayrı ayrı post'larda sorarsanız daha iyi yanıtlarım.

Niye efendi olarak konumlandım da kole olmadım? Hmmm. Güzel soru. Aslında bir kez yıllar once bir kadın beni yatakta yonlendirmeye kalktıgında haz almıstım ama bu haz 30 dk'dan fazla sürmemisti ve bünyem kaldırmadı.

Efendi olmak cinsel birsey degil zaten. Ben normalde de düsünmeyi, insanların kendi potansiyellerini kullanmalarına yardımcı olmayı, gelisimlerine rehberlik etmeyi severim. Efendiligi buraya baglıyorum. Zaten senin yaklasımınla bastırılmıs hislerden olusan bir sapkınlıgım ve sıradısılıgı seviyor olmam gündemdeyse elbette ki bunu keyif aldıgım bir şeye linklemem dogal.

--- devamı aşagıda..malım karakter limiti var---

Red Dominum dedi ki...

(DEVAM)

Önceki kölelerime ne oldu? diye sormussun sevgili ADSIZ....

Bu soru da güzel...Hayatta da oldugu gibi bu ilişkide de hersey degisken olabiliyor. Eski 3 kölem şu anda da bana saygı ve sevgi duyan insanlar. Kölelikten onceki hallerine gore cok daha ozgur, ozguvenli ve iyi bir hayata sahipler. Fakat diger yandan, "kan tadı"nı aldıkları icin de düsünsel olarak hala marjinal ve normaller teslim olmamıslıgın soluguyla yasiyorlar. Elbette ki "normal" birer hayat yaşasalar da o hayatın bir kısmı el ile teğellenmiş bir yama içeriyor. Yani ruhları hala özgür ve marjinal. Sana ne ifade ediyor bilmiyorum ama yeterince acık sanırım. Bunun bir matematigi yok. Hala iyi insanlar, sosyal hayatin getirdigi normlarda iş güc sahibi veya evli sekilde yasiyorlar ama kendilerini olusturan seyler arasında bu kölelik sürecindeki hisleri de var. Bu da yaşadıgını hissetme ve özgün otantik bir kendi olma hali degil mi zaten?

Kölemin yazdıkları tam anlamıyla egzajere edilmiş ruh halleri. O caresizlik vs. hisleri. Yoksa kızın ruh halinin icine eden bir adam imajını , o yazılardan ben de heyecanla okuyorum macera ve gerilim filmi gibi. Ben miymisim bunları hissettiren acımasız master? diye:)

Onu merak etme. O benim güvenli gogsume basını yaslayıp kendini iyi hissediyor ve bu hayatta olmak isteyecegi ilk yer benim dizimin üstü ya da altı. Farketmez.

Zaten bunu niye yazdıgını da anlamadım senin. Kölem özellikle belirtti bu yazılanlar olaylar gercek olsa bile içinde edebiyat veya anlatım sanatı icerdigi icin, bir atmosfer yaratan metinler olma cabası icerdikleri icin yanlış algılaniyor dedi defalarca. sadece bir an'ı yazdıgı icin oncesi sonrası ve bağlamını yazıya aktarmadıgından siz okurken köleme acıyor olabilirsiniz. biz bu yorumları birlikte okurken cok egleniyoruz. Acıların kadını bergen diye bir yazı yazdı. Onu okumanı ve ironik durumu görmeni tavsiye ederim.

katkıların icin yine de tesekkurler. inatla anlamamak ve kafanın icindeki sablon "efendi"lerdenmişim gibi beni etiketlemekle bana tüm bunları yazma sansı sundun. Seviyorum yazmayı evet:)

Kal saglıcakla

Red Dominum dedi ki...

Ha bir de evlenebilir misin artık diye sormussun? yanıt veriyorum, bilmiyorum. Hayat hepimizden var yargılarmızdan daha güclü, ne olacagına bazen hayat karar verir. bilmiyorum ve düsünmedim ne olur diye.

Adsız dedi ki...

benim bu cevabı ya da soruları yazdığımda 4 yorum vardı sadece öncelikle. Sizi itham etmek ya da belli kalıplara sığdırmak istediğim için değil gerçekten merak ettiğim için bu soruları sordum. Sonrasında zaten okudum yazdıklarınızı.

Savunma mekanizması derken aslında şunu kastetmiştim ben, utanç duyduğunuzu ya da bunun aşağılık bir eylem ya da hayat tarzı olduğunu değil aksine bu yaşam tarzını size sevdiren ya da kendinizi bulduğunuz bir konum olarak görmüştüm tüm subjektifliğimle. Savunma olarak da şuydu kastım bütün açıklamalarınızla bdsm'in bir kurtuluş bir kendini bulma yolu olması idi. Yani o kadar temellenmiş ve yapılanmış bir şeyden bahsediyoruz ki sizden ve s/m ilişkisinden bahsederken. Herşeyin bir anlamı var. Her yapılan hareket,ceza söz artık ne derseniz kayde değer. Çok böyle spefisik değil mi sizce? Kollektif bilinç altı,arketipler personalar geçrekten çok anlamlı ve değerli şeyler yada söylediğiniz bahsettiğiiz bir çok fikir ama ben bunu bu kültürün içinde çok anlamlandıramıyorum hadi bunlardan arınalım en derinlere inelim bütün yasaklar fikirler ses bulsun biz bunu yaparsak sizce bir kaos ortamı çıkmaz mı? İnsanların süperegolarına ihtiyacı yok mudur?Gölgeler ve personalar birbiri ile uyumlu çalışmamalımdıır? Personasız biz ne oluruz gibi....

Ben size ayrıca hakaret de etmiyorum, karmaşa da yaratmaya çalışmıyorum. Ayrıca 6 yaşındaki çocuğuada bunu benim veya sizin anlatacağınız gibi anlatamayacağınızı biliyorum. Herşey kontrolum altında olsun son noktayı ben koyayım diye de derdim yok. Açık ve dürüst bir şekilde sorulrımı sordum tek, tek derdim anlamaya ve anlamdırmaya çalışmak bu hayat tarzını.

Benim şahsi düşüncem köleliğine dair bir yaşantı düşünüyorum ne kadar olsa da, ve ruh hali olarak kendilerini tam anlamıyla toparlıyamayacakları düşünüyorum. Aynı bu şey gibi bir danışman-danışan'ın sonlandırmadaki endişesi gibi.Sanki sizsiz hiçbirşey tam olmıyacakmış gibi bir hisleri yok mu? Sonuçta bu bir ilişki biçimi, tatmin olma, varoluşunu anlama gibi bir çok şeyi aynı anda sağlıyan bir şey. Buna hizmet ediyor, siz onları yönlendiriyorsunuz, onları onlardan daha iyi tanıyorsunuz belki o efendi imgeleri kim sağlıyacak hayatlarında. Kocaları mı arkadaşları mı aileleri mi? Ya bu norm dışı durumu kabul etmeleri ve hayatlarına "normal" insanlar gibi devam etmeleri ya da size veya bir efendi olan ihtiyaçları ya karşılamalarını yada bunu süreklik düşsel olarak provalıyarak hayatlarını mı devam etmeleri bekliyeceğiz. Bu sorumu tek sizin köleleriniz için değil genel s/m ilişkileri için soruyorum aslında. Gene çok soru sordum ama laf lafı açtı..Bana his diyebilirsiniz.

Red Dominum dedi ki...

Sevgili His,

Öncelikle psikoloji eğitimi aldıgımı nereden cıkartıyorsunuz? Ayrıca yaşam tarzımı mantıksallastırmayı zaten soyledim. Kendi yaşam amaçlarımla bir link kurdugum icin bir master rolünde olmayı benimsiyorum. bunun savunma mekanizması olmakla ilgisi yok. Savunma mekanizması, bünyenin taşımakta zorlanacagı bazı şeylerle başedebilmek icin kullandıgı tepkiler degil midir? Ben zaten her durumda taşıyorum ve zorlanmıyorum. Sadece bu yaşam tarzının "normal" yaşam tarzlarından pek de bir farkı olmadıgını hatta bilincli ve sagduyulu bir sekilde yaşandıgında daha yararlı sonucları olabildiginden sozediyorum.

Tekrar edeyim...BDSM'in yüküyle başedemeyip bir bahane ya da olumlama yapmıyorum. Onu bir yük olarak (cope with something...) gormüyorum. Bu nedenle de BDSM'in binbir faydasını sıralarak kendimi iyi hissetmek gibi bir derdim de olamaz. Bu nedenle savunma mekanizması degil!

Hatta yine tekrar edeyim. Burada bir neden sonuc iliskisi kurmuyorum. BDSM'i yararları icin yasamiyorum. Yaşadıgım icin yararlarından da olumlu etkilenyorum. Siz en olmadık yorumları getirdiniz yazdıklarınızda. Ne alakası var diyesim geliyor...BDSM'i hatta belki bir sapkınlık olarak yaşıyor olabilirim diyorum. daha ne diyeyim??? Fakatt.....Evet fakat, bu ne nedenle yasanıyor olursa olsun benim cografyamda hem hayattaki felsefi duruşum hem de psikolojik olarak bana ve kolelerime etkisi acısından olumlu sonucları oluyor dedim. Olumlu olsun diye BDSM'i kutsamak degil, sapkinlik yoluyla bile olusmus olsa da icgüdülerimin getirdigi yasam tarzının bircok normal yasam tarzından daha olumlu sonucları bile olabiliyor diyorum...
Bu kadar tekrar etmekten ben yoruldum ama siz hala aynı bakış acısıyla farklı yorumlamaktan yorulmadınız. Tebrikler.

Kesinlikle kendi icinde (benim ve kolelerimle olan spesifik iliskimden sozediyorum BDSM genelinden degil) bir ana kuralları olan formattan sozediyorum. Bu demek degil ki hersey cok köseli vs. Bu ana kurallar zaten hijyenden tutun acik iletisime kadar giden ve modern hayattaki bizleri koruyan gozeten kurallar ve ortak dil olarak karsımıza cıkıyor. Yoksa yapılandırılmıs , ereksel ,amaca yonelik tek tek hareketlerden sozettigimi anımsamıyorum. Gormek istediginizi goruyor olamaz mısınız tekrar soruyorum. BAna öyle geliyor biraz....Yazmadıgım seyleri sizin agzınızdan okuyunca sasiriyorum, acaba baska bir blogu okuyup da bana mı yorum yazıyor diye.

Red Dominum dedi ki...

Kölelerin gelecekleri hakkındaki endişelerinize gelince. İnsanlarda derin travmalar yaratırsanız gelecekte ciddi sıkıntılar ve tek basına ayakta durma güclügü cekerler haklısınız.

Benim kölelerimle ilişkimde boynunda ilmek varken ayaklarının altına tabure koyarak düsmelerini ve asılmalarını engellemek yok. Ben gittigimde kolenin ayagı kayacak idam sehpasında sallanacak gibi bir durum olamaz.

Zatan oncelikle sözettiginiz gibi tek basına efendisi olmadan ayakta kalamayacak kisileri sorunlu kisiler olarak gorurum ve köleligime almam.

köle derken zaten kastettigimiz kişiler, universitedki ogretim görevliniz, paranızı yatırdıgınız bankadaki müsteri temsilcisi cingöz ve cok bilmis kız vs. aklınıza gelsin. Hayatından bir gün cıktıgımda dımdızlak ortada kalacak insanlar degil.

Sizi okurken aglayasasım geldi, vah yazık bu kölelere de bunlar yapilir mi diye hıckıracaktım:)
Şakası bir yana , kölesinin tüm soluk alma alanlarını kısıtlayan, egosunu sisirmek icin kölenin hayatına sıcıp sıvayan , sonra da isi bitince atan zalim tiplerle karsılastırıyorsunuz beni , anliyorum. Ben aksine, sadece disiplini ve acık iletisimi baz alan bir noktadayım. Disipline edilmekkölelerimin ozel hayatlarına bile katkıda bulunan bir sey. Disipline edecegim diye kisiligini ezmiyorum onun. Aksine bası dimdik gezebilmeyi ve ozguveni aşılıyorum. Yorumlarınızla benim durdugum noktalar farkl.

Adsız dedi ki...

Bakın ben sizin kölelenizede size de acımıyorum ki, yani ortada böyle çok ağlak acı verici bir durum olduğunu düşünmüyorum. Onlar bu hallerinde mutlu ya da siz de. Şahısların yaptığı birşey için neden üzüleyim ki. Üstelik üzücü bir durum yokken... Ben sadece bdsmden ve s/mden bagımsız olarak tek baslarına hicbır zaman tam olamayacakları düşünmüştüm...Çünkü bu bir ihtiyaç gibi mesleğiniz,yaşınız,sosyal konumunuz ne olursa olsun.Başka bir blog okuyup size de yazmış değilim...Sizi de o diğer" efendi"lerle karşılaştırma niyetim de amacım yok.Farklı bir noktada olduğunuzu zaten anlıyorum.

Cevaplarınızda yazdığınız gibi bir algılamamın olmadığını düşünüyorum, Tamamıyla birbirimizi yanlış anladığımızı düşünüyorum, oysa ki anlaşabileceğimizi ve sorularıma tatmınkar cevaplar alacagımı düşünmüştüm. Ama yanılmışım. Yolunuz açık olsun...

His

Red Dominum dedi ki...

Tüm bu yazdıklarımla sorularınıza tatminkar yanıt alamadıgınızı soylerseniz "haksızlık" etmiş olursunuz. Bir kişiye yapılan en büyük kötülük ona haksızlık etmektir diyor Panait İstrati'nin "kodin" kitabındaki kahraman.

Sadece dilim sizi rahatsız etti. Sadece , benden karşı bir argüman beklerken, sizi onaylamış olmam ve sizinle aynı seyleri baska cümlelerle yazmıs olmam, eleştirecek birsey bulamamanıza yol actı ve bu nedenle tatminkar yanıtlar vermedigimi iddia ederek haksızlık yapmayı tercih ettiniz. Ego'nuzla karsılıklı oturup biraz sohbet ederseniz belki onu ikna edersiniz bu kadar rahatsız olmaması icin. Ne dersiniz?