3 Haziran 2016 Cuma

KÜSKÜN KÖLE KIZLAR


Sevdiğim bir kadın bana demişti ki "Bu Efendi Köle ilişkisi boş beleş, çalışmasına gerek olmayan adamların işi". Haklısın demiştim. Çünkü efendi köle ilişkisi yaşamak için özellikle Efendi'nin kölesine ayıracak zamanı, rahat edecekleri mekanları vs. olması gerekiyor.

En büyük engel zaman! Köle efendi ilişkisi sıradan bir ilişki olmadığı için , efendinin köleyi ince ince işlemesi, bir takım eğitim ritüellerini yaşamaları, hizmet arzusundaki kölenin efendisine doya doya hizmet etmesi, hatta bolca hata yaparak bu hatalarına uygun cezaları cekmesi hep zaman isteyen ilişki adımları.

Fakat şu tempoda ve sıkışıklıkta efendi köle ilişkisi yorucu olabiliyor:

Yok efendim yarın erkek kalkıcam işe gidicem erken yatmam lazım, yok istanbul trafiğinde hele hele farklı yakalarda oturuluyorsa   bir araya gelmek için trafikte geçecek olan saatler, yok efendim işten geç çıkıyorum sonra goruselim'ler ...Sürer gider  büyük şehirde  ve çalışan efendi ve kölelerin ilişkisinin önündeki zorluklar.

Fakat şu var ki bu zorluklar köle ile efendi arasındaki ilişkinin turnusol kağıdı gibi ilişkinin kalitesini ölçen şeyler aslında. BDSM zaten bir yanıyla zorluklara rağmen varolma işi değil mi? Alın size zorluk. Büyükşehir trafiği, uzayan mesai saatleri, zamansızlık, birbirinden farklı öncelikler falan. Zorluğun en dik alası.

Genelde Efendisine sonsuz sadakat ve aşkla bağlı olan kölelerin en çok mızladığı ve kendince küskünlük yaşamasına neden olan şeylerden biri de bu zorluklar oluyor.  "Efendim benimle yeterince ilgilenmiyorsunuz?" , "Efendim size hizmet etmeme neden izin vermiyorsunuz?"  "Kölesi efendisini çoook özledi" gibi mızlamaları bu yazıyı şu an okuyan Master'lar cok iyi bilirler ve gülümseyerek okuyorlardır şu an.

Ey küçük köle! Sen Grinin Elli Tonu'ndaki gibi multimilyarder playboy takılan adamın , tek işi Efendilik yapip iyi zaman gecirmek olan bir adamın  meraklı bir kızla olan ilişkisini BDSM saniyorsun belki. Bu lanet kitabı biraz da bu yüzden sevmiyorum. BDSM'i cazip kılmasına rağmen  zengin adamın kızı etkilemek icin yaptigi oyunlar boyutunda aktarıyor konuyu...Neyse...


BDSM ilişkisinin zorluklarına rağmen Efendi'ye sadakat ve Köleye sahip olduğunu uzaktan da olsa hissettirebilmek o ilişkinin ne kadar GERCEK ve ne kadar da güclü oldugunun bir gostergesidir aslında.

Yani Tavsan gibi her dakika kolesini sikip kullanma acgozlulugu sergilemeyen  bir efendiyi ben sahsen daha cok takdir ederim. Her an somut olarak tasmasından tutmak zorunda olmadan , cok sık zaman gecirmeden de ruhuna o tasmayı geçirebiliyorsa gerçek efendi odur bence.

Kölelerin mızlanmalarına gelince. Kim  bu ilişkinin KOLAY oldugunu soyledi ki size? BDSM ilişkinin kolay kısmı iradeni teslim etmek ve kararları efendine bırakmak ve teslim olmak. Fakat SABIR en büyük erdemdir derken, sabrını koruman gerekiyor. Bu kısmı kolay degil evet ey kücük köle!:)

26 yorum:

Adsız dedi ki...

konuyu ele alma usulu bakımından bir eleştirim olacak, söyledikleriniz, sizi sorgulamadan kabul eden köleniz söylenen sözler gibidir, ali agoğlu tarzı "söledim oldu".. oysa ki köleleriniz olmayan okuyucularınız için yazıyorsanız, ileri sunduğunuz açıklamaların makul olması şartı, olmasa olmazdır..
bu böyledir, bu şöyledie de ne demek.. kant mısın sen freud musun ki referans ,ya da makul açıklama yapmadan yazıyorsun, deriz:))

Red Dominum dedi ki...

Blogun bütününde hep "Tek bir BDSM yoktur, tek bir dogru yoktur , dünyada ne kadar bdsm iliski varsa o kadar farklı perspektif vardır." yazdım. Takip edenler bunu biliyorlar. Benim BDSM iliskiye baktıgım ve kendimi konumlandırdıgım yerin doğruları bunlar.

Yoksa haşa asla kimseye benim dogruların tek dogru , ve boyle olmalıdır dedigim dogrular degildir. Uslup uyarısı yapacak kadar dikkatli okudugunuz ve nezaketli uslubunuz icin teşekkür ederim.

Duruma acıklık getirmis oldum umarım bu yanıtımla.

Adsız dedi ki...


Öncelikle açıklama istedim çünkü, yazının gerekçelere dayandığı ancak vakit vb eksikliği nedeniyle bu gerekçelerin izah edilmediğini varsaydım, bunun adını da nezaketten usul sorunu koydum.
Şimdi esasen ele alalım bu düşünceyi o zaman..
Bir ilişki, (hukuken sosyal alanda ve her yerde) iki iradenin (ihtiyacın) birbirinin karşılaması sonucunda ortaya çıkar.
Alıcının alma iradesi, satıcının satma iradesi, karşı karşıya gelince ortaya satış sözleşmesi olur.
Şimdicığıma.. bu köle efendi ilişkisinin temelinde,
Köle, ilgi ve bunun gibi bir takım ihtiyaçlarla bu “sözleşmeye” gelir.
Ve bunun karşılığında efendi, istediklerini yerine getirir,
Dikkatinizi çekerim, haklılığını haksızlığını, orantısını filan hiç tartişmiyorumm..
Ama bu ihtiyaç olmasa , hiçbir insan evladı, düşmanın başına bile gelmesini dilemediğimiz şeylere katlanamaz:)))
Kısaca , efendi zaman ayırma, ilgi, ve bundan sonra gelen, diğer ihtiyaçları (disiplin etme vb) gibi yükümlülükleri yerine getiremiyorsa, zaten bu sözleşmeyi sürdüremeyen taraf konumuna düşer ve
O halde köle tek taraflı bu ilişkiyi bitirebilir, hatta efendisine karşı bir takım talepleri olabilir.. ihmal ettiği süre içerisinde kölenin bu dönemdeki kayıpları için)
Velhasıl bu yazıyla sen bu “ köle-efendi” ilşkisinin temelini alt üst ediyorsun, ve önceki yazıların, köleyi tavlamak için güzel laflardan ibaret olduğunu gösteriyorsun..
Yanı bu yazıda dediğinin Türkçe meali şöylerdir: o köle egitim disipli falan filan koleyı başında kıvama getirmek için söylenen şeylerdir.. akabinde köle, sürekli efendi için hizmet sağlayan çantada kekliktir.. (nerde o bolluk , ben de alayım bir dal) bunun köle bakımında surdurulebilirliğini sağlayacak şey nedir o zaman.. ?
Ha, bir uyarı daha yapım, o mizmizlama kelimesi, “ rakibini” ilk başında knock out etmeye çalışan bir ifade olmuş, ve yazının devamını sankı gerekçelendiriyor gibi deee.. şayet bir tarafın ruhsal ihtiyacı mizmizlama ise, diğer tarafın tembellik, çantada keklik tavırları ne olur ?
velhasıl, köle bulmuşsun, mizmizsızını istiyorsun, diye bi atasözü var:)
yani, efendi efendiliğini bilsin ki.. köle de köelliğini bilebilsin:)

Red Dominum dedi ki...

Sevgili Adsız okuyucu,

Elbette daha once de belirttigim gibi blogda zaten verdiğim benzer mesajlar nedeniyle ve senin de "vakit eksikliği varsayımı" gerekcesiyle yazılarımda sürekli aynı seyleri tekrar etmemek adına biraz draje seklinde kısa yoldan "düsüncemi" ifade ediyorum. Ve evrensel dogrular gibi de ifade etmiyorum.

Köle efendi ilişkisinin ticari bir sozlesmeye benzetilmesine karsıyım. Zira her ne kadar adı kontrat da olsa buradaki vaadlerin cogu duygusal, disiplinsel vaatlerdir. Ve sozlesmeye gore de efendinin sorumlulugu yoktur. Yon gostermek, hatadan korumak ve eğitmen icin. Haftada 1 gün mutlaka gorusecegiz gibi vaatte bulunuyosa o efendinin ben sahsen efendiliğinden suphe duyarım. Bu noktada sana katılmıyorum.

İlgiyi azaltma, cogaltma, bazen kendi haline bırakıp bir nevi test olarak gozlemleme, zorlu gorevler verme, kolenin hizmetini reddetme gibi seylere gelince de, bu efendinin kimseye soylemedigi kendi planı dahilindedir.

Diger bir yandan, yine bana göre ve blogumda vurguladıgım uzere bu iliski "more than the love"dır..Aşktan da otedir. Aşk denilen sanal kurguda bile beklemek,sabretmek, onsuzken de sadakat vs. gibi seyler yasanabilirken , kole efendi iliskisinde master'in yani patronun kim oldugunu unutmadan hareket etmesi asıldır.

Ozetle her iliskinin kendi dinamigi vardır. (yine zamansızlıktan kısa kesiyorum) bu dinamigi yonetebilen ve kontrata gore hareket etmek isteyen efendiler vardır. Hicbiri %100 yanlıs ya da dogru degildir bunun da farkındayım.

Burası bir blog ve ziyadesiyle öznel bakısımı yansıttıgım icin , diyalektik bir mantıkla sozcuklerin otesinde mantık hatası aramaya gerek yok. Zaten oznelim diye bagıran bir blog. Nesnel dogruları da taşıyacak bir kavram degil BDSM.

Ayrıca bir kolem var ve ilgilenemdigim icin mızlıyor diye yazmadım. Böyle bir yanlıs okuma sezdim yorumlarda. Kolenin sızlanmaktansa 2 alternatifi vardır . 1) ya efendimin bildigi vardır ve sabır sozcugunu binlerce kez bana telkin eden biri ve sabrı erdem olarak goren bir efendiye sabır sergilemek için en guzel fırsat budur dersin 2) Ya da, dogrudan konusursun, efendim boyle boyle yeterince ilgilenmediginizi dusnuyorum benden hoslanmıyor musunuz? HAta mı yapiyorum? daha cok gorusmek icin ne yapabiliriz? Bu konuda benden istediginiz neler var? dersin...

bu iki alternatifi degerlendirmeden mizlama gibi kendince 3. bir tercih yaratan kolelere ufak bir ipucu vermek istedim o kadar. Bu tür sorular geliyor cunku kolelerden bana. Efendim benimle az ilgileniyor vs. diye.

Retorik üzerinden diyalektik bir mantık tartısmasına girecek kadar karmasık bir konu degil bence bu. Basit bir cümlelik bir seyi blog yazısı haline getirdim o kadar. selamlar

Adsız dedi ki...

(Ad hominem tartışmaları sevmem ancak galiba yukarıdaki cvp, istanbulun uzun trafiğinde, mertobüste beklerken, telefondan filan yazılmıştır)) öyle ise baya vakit alıyormuş trafik.. nerdeyse hak vereceğim yazınıza )
Şimdi konuya gelince, son bir anlama çabam olacak sonra susacağım
Bu BDSM din gibi bi şey mı ki..
Dogmatik bir şekilde mı kabul ediyoruz biz bunu
Böyle kişisel özel filan diye, bu keyfin kahyasından mantık aramıyor muyuz (bir insan davranışı olarak)..
Yani asıl merak ettiğim şey, kölenin sanı’nın (bana kalsa geri zekalığının) dışında, bu efendiyi efendi yapan nedir.. niye bu.. numerosu nedir) sadece kölenin kendinden haberi olmaması, ve dahi saygısı olmamasından gelen bir ürün mu bu efendi…ilişkide ne sunar bu acaba.. hiçbir yükümlülüğü yoksa, hiçbir getirisi yoksa niye x y ile değil de bununla uğraşsın köle) . nasıl bir hipnoz yapmışız biz bu garibe)) ve nasıl bir dozla vermişiz ki, bi kere veriyoruz, bi daha da ilgilenmiyoruz)..sürdürülebilirliği kendinde saklı)
Yani merak etiğim şey , rasyonalitesi değil de , hangi mantık üzerine kurulur bu? (çunku siz kabul ederseniz de etmesenizde, doğada, her ilşkinin temelinde makro veya mikro planda yarar var)

Adsız dedi ki...

Merhaba. Araya giriyorum lakin yorumunuzu görmezden gelemedim. BDSM kimine göre din kimine göre oyundur. Burda tek bir kişinin yazdığına bakarak BDSM din midir diye sormak olmaz. Belki sorunun bir alternatifi BDSM "sizin için" bir din midir olabilir.
D/S ilişkide resesif bireyin dominant bireyin davranışlarını sorgulması ilişkinin doğasına aykırıdır. Ancak davranışların nedenini merak ediyorsa dominanta bunu sorabilir. Çünkü D/S ilişkinin temelinde güven, açıklık ve sağduyu yatar.
Efendinin sorumluluğu yoktur yargısı biraz kapalı olmuş. Efendinin köleye karşı sorumluluğu yoktur. Lakin efendi birincil olarak kölenin kendisinden sorumludur. Kölenin ruhsal ve bedensel sağlığı, yediği, içtiği, giydiği efendinin hakimiyeti altında olmalıdır (şahsi görüşüm). Burada odak köle gibi görünse de odak efendidir. Efendi malına sahip çıkmalı. Bunu kendisi için yapmalı. Sağlıksız, sorunlu malı kullanmak kimseye keyif vermeyez. Şu da var ki efendi malını "bulduğu gibi bırakmalı" :)) Kimse "zevk aldığı oyuncağını" sırf eziyet olsun diye ilgisiz bırakmaz. Bu durum kölenin ruhsal sağlığına zarar verecek derecedeyse, sağduyulu bir efendi harekete geçer (Mesela ben kölemi oyalacak işler bulmayı tercih ediyorum. Şunun resmini çiz, şu kitabı oku, şu filmi izle, şuraya git....) ya da (özür dileyerek) mızmızlanan köleye siktiri çeker.
Soruna gelelim. Efendiyi efendi yapan bizzat kölenin kendisidir :) köle zihninde efendisini ne kadar "efendi" olarak görürse, efendi o kadar efendidir. Köle X veya Y kişisini aklından geçiriyorsa (geçirebiliyorsa) ayağını alır, dilerse o kişiye gider. Kimseyi zincirle tutmuyoruz.
Belirtmeden geçmek istemiyorum. Efendi-köle ilişkisine yön veren birçok faktörler var (sosyal statü, yaş, kültür vb farklılıklar gibi) Efendi dediğimiz adam zaten bir yerlere gelmiş insan(olmalı)dır. Vasat bir işi ve renksiz bir hayatı olan efendinin tek eğlencesi kölesi olacaktır.
Yarar konusuna gelince, kölenin efendiye tek yararı zevklerini tatmin etmesi olabilir. "Köle" dediğimiz şahsın zaten efendiye katacağı bir şeyi yoktur. Köle efendinin ışığından faydalanmalı, efendisinden öğrenmeli, erdem kazanmalıdır.

Adsız dedi ki...

bence araya kimse girmedi:)
bunlar fazla demagoji dostum..
dediklerinin hepsi, kıymeti kendinden menkul şeyler:))
açıklamalardan pek aydınlandığını söylemeyeceğim, düşüncem pekişti sadece..
ben olay makro da merak ettim aslına, çunku bana göre insan ilişkilerin, ve son zamanlarda modern ilişkilerin türü nerdeyse böyle..bir taraf sınırları koyar, ve diyer taraf kendi g. zekalılığından onlara uyar.. hatta 1. taraf o sınıırları hafif genişleyince 2. si bunu lütüf gibi sanar filann... hiç kaçmak aklına gelmiyor salağın:))
bdsm da da bu olayı daha net görürüm düşünerekten okudum bu blogu..
yalnızca, hakkını verelim, iyi bir çalışma olmuştur..., ilk konuşmamda da söylediğim gibi, bu budur- tavrının yerine, makul açıklamalar görseydik daha aydınlanırdık..gerçi bu yöndeki açıklamalarınızı kamuya açık şekilde yapmanızı beklemek, benim düşünce hattam oldu
selametle,

redyok yok dedi ki...

Blog yani kişisel düşüncelerin yazımı. Tabikide oyuna girerken kurallar beli (alış satış hesabı) ammaaa oyunda kurallar satıcıdan taraf. Ve bu hakkı oyun başında oyuncular veriyor. Yooohh kardeşim kapalıyız dedimi iş biter. Hee yarın alıcıda bakkal hüseyine gidebilir veya alışveriş yapmaz onun arzusu. Ammaa Red Dominum yılların bakkalıdır ve kötü hizmet yoktur...

Red Dominum dedi ki...

redyok yok , güzel yorumun ve derinlikli kavrayısın icin tesekkur ederim sevgili okurum

kırmızı dedi ki...

bdsm in mantığını sorgulayan sevgili adsız;
bu işte mantık yok, sadece zevk meselesi. en derindeki dürtüler işte ne bileyim.

ateşe giden pervanelere 'geri zekalı' deseniz bile; onların doğası budur.
farklıdır.
eğer ruhunuzda öyle bir defekt yoksa anlayamazsınız, empati kuramazsınız.
anlamaya çalışmak sadece kendi fikrinizi pekiştirir.
ki; öyle de olmuş sanırım :)

Red Dominum dedi ki...

Sevgili Kırmızı...Güzel katkın için cok tesekkur ederim.

Herkes herseyi sorgulayabilir. Anlama cabasidir fakat oyle bir yorum yapmissin ki kalakaldım. "Ruhunuzda oyle bir defekt yoksa anlayamazsınız, anlamaya calismak sadece kendi fikrinizi pekistirir"...Birçok kibirli felsefeciyi bile bir süre düsündürmeye yetecek bir cümle bu. Sadece BDSM icin almadım bu yorumu. Baskalarının yasamları ya da kavrayıslarına sahip olmadan onları anlamak bazen dedigin gibi kendi yargımızı pekistirir. Suyun icinde olmadan balıgın dünyasını ve denizin icini anlama cabası gibi... Ve sanırım sanırım "anlamaya calısacaksak" bile yargısız ve "merak duygusuyla" yaklasmak bizi sadece kendi fikrimizi pekistirmenin otesine tasıma fırsatı veriyor...Tesekkurler, zevkle okudum yorumunu.

Adsız dedi ki...

:) burada herkes plato aristo freud gibi konuşuyor yaww:)) yani o bilimi kendi yaratmış gibi.. bi referans bir dayanak bir akıl yürütme yok.. baştaki zaten bu budur deyince :)) arkadakiler de öyle..
bir şeyinin mantığını çıkatamıyorsan o şeyde mantık yok demek değildir.. o mantığı anlayabilen bilgi birikim ve salim akla, soğukanlılığa vb.. sahip değilsin demek... hiç bir psikologa neurologa, delirme, şizofren olma şartı koymuyarsak, mesleğini yapabilmek için, bu durumu anlamaya çalışanlara da öyle bir şart (defecte sahip olma)koymayalım bu bir..
ikincisi ise, tepkileriniz gereksiz,
tanıma çabası, tabi ki kafanda uymayan şeyleri sorgulayarak başlar.. ve tabili ki çelişkileri ortaya çıkartır.. tartışma kültürüne sahip olan bilir ki bu yol bundan geçer
ben şahsen beni anlamaya çalışan birine, bana değer vermiş varsayımından yola çıkarak, daha iyi davranırdım, ve onun bana yönelik bakış açısını da merak ederdim.[ha sen dersen ki bana değer vermeler zefk vermiyor, aşağlamalar veriyo dersen.. o tamama:))
bak çözmeye başılıyorm biraz:)
(sorgulayan ben bu arada)

Red Dominum dedi ki...

Sonuncu mesajı atan ADSIZ okurum..
Keske herkes Aristo ve Plato gibi konussa... Bunda bir sorun yok. Aristo ve plato bilim yaratmadılar zaten, yanlısın var. Bir de şuradan bak lütfen. Aristo ve Plato bir "perspektif" yani bakış açısı sundular hayata ve fizige bakarken... Blog denilen nane de zaten farklı bakıs acılarını internet ortamında paylaşmaktır. Blogların ve altına yazı yazmaların anlamı zaten bu. Degisik bakıs acılarını ortaya koymak sonra salona gecip koltupta The Walking Dead ya da CNN türk izlemektir blogla iliskimiz.
O nedenle, blog yazımı okuyup üstüne olumlu ya da olumsuz yorum yapmis olan kisileri , üst notedan bir tavırla elestirmek komik oluyor.
Cok basit!!! Alt tarafı bir blog ve insanların fikirlerini ifade etmesi...Bu kadar basit!! Freud Aristo vePlaton gibi yazmıssınız diyip elestirilecek bir sey yok....

Akıl yürütmeler ve dayanaklarla ilgili görüslerini BİLİMSEL ARASTIRMA sitelerinde paylas bence! Buradaki durum " BEN BUNU YASADIM BOYLE HİSSETTİM, BENCE SANIRIM BOYLE" gibi iddiasız görüsler yer alıyor. Bunu da mı paylasmayalım ?????

Blogu okuyanlar yorum yapmasınlar mı?


Tabi ki SALDIRGANLIK ve MİlİS (Askeri ) bir tavır sergilemek senin sevgili egona iyi gelmis olabilir. Bu seninle ilgili bir konu!!! ŞU yanlış! bu GEREKSiz ! gibi laflar etmissin.
Fakat REDDOMINUM olarak bu blogada ASLA "şu yanlış, bu gereksiz," ya da meli , malı gibi yargıları goremezsin! Arada senin gibiler boyle yorumlar yazınca goruyoruz bu tavrı sadece.... Ve gülüp geciyoruz.
Neyin yanlış neyin dogru oldugu kisiye gore degisir ve bu blogda bunu dayatmadık asla...Yazar olarak ben de, okuyucu olarak da yorum yazanlar da...Hic birimiz!
TEPKİLERİN GEREKSİZ gibi yargılar üstünkörü ve soyleyenein egosuna yarayan sozler olmanın ötesine geceçemiyor malesef....
Sen de son paragrafında" Ben olsam sunu merak ederdim" falan demissin..Bunda sakınca yok..kendini anlatmıssın. FAkat baştaki cümlelerdeki GEREKSİZ; gibi lafları dikkate alacak bir okur kitlesi yok burada....

Sorgulamaya devam et! sorgulaman iyi..en azından kendini de sorgulayarak , kisileri yargılamanın anlamlı olup olmadıgını da fark edebilirsin beki bir ara...

Her sey bir yana yorum ve katkıların icin tesekkurler.... Bazen ters tepkiler de düsünmemizi saglayan yararlı katkılar olabiliyor.
Selamlar
RED

Adsız dedi ki...

:) şöyle gereksiz: saldırma yok ki savunma gerekli olsun.. bu gibi bir durumda şayet savunma mekanizması gelişiyorsa bu savunmayı yapan kişinin, zayıf olabileceği noktaların varlığından yola çıkarak geliştirdiği bir önlem veya kontrol edemediği tepkiden olur..bu durumda, olaylar kendi kafasındaki kurgudan ibaret olduğu için, geregi yok diyorum:))
a bu arada, dikkatin çeken de şu oldu: ooo arkadaşlar red beyi saldıran var.. sizin mahaledekileri de toplayın savunalım da ne demek:))
köleler toplanmış mastere mı destek veriyorlar:)))))))) master de bu ne hadsizlik efenim demiyor:))
ya da burda nasıl bir tezgah var:)

Red Dominum dedi ki...

Hala anlayamamıssınız sevgili ADSIZ yazar...

Herhangi bir iddia yok. Elestirin varsa bırakabilirsin buraya yorum olarak. Sadece KATKINIZ İCİN TESEKKURLER diyorum.

Ortada bir tezgah olup olmadıgını anlamak istiyorsan 5 yıldır yazılan yorumlara vs. bakabilirsin. Ben kimseye, gelin ve benim goruslerime karsı gelen yorumlara yonelik omuz atın beni destekleyin demedim. Kimse de bunu yapmiyor. Sadece herkes senin gibi gelip gorus yazıyor. Kimsenin efendisi degilim burada yorum yazanlar arasında. Hatta belki erkek bir okurum bile yazmıs olabilir bunları. Sen ne kadar tanıyorsan ben de o kadar taniyorum..

Ayrıca sana tavsiyem sudur. Bir alt-kultur blogunun yazarını bu kadar takmazdım senin yerinde olsam. Gorusumu yazar gecerdim:) Bu blogu ben bile senin kadar ciddiye almayabiliyorum. Alt tarafı blog. Bir takım düsüncelerimi ve yaşantılarımı paylaştıgım bir yer:))))

Adsız dedi ki...

:) ben sizinle veya bdsm ile ilgilenmiyorum.. yukarıdaki eski yorumlarımda da yazdım biraz.. insanın insanı yönetme, kullanma vb.. konularla ilgileniyorum.. bunun yanstıması bana göre kişisel ilişkilerde daha saf görünür..ve bdsm de daha net.. ama sanırım bunun için bu blogu, gençliğinde rastlamış olmalıydım.. biraz dinamiğini artırın bunun:)))

Adsız dedi ki...

Konu ile hiçbir alakası yok, ama sormak istediğim bir şey var. o yüzden affedin beni lütfen. Bay Dominum, Dişi Köle ile halen görüşüyor musunuz ?

Red Dominum dedi ki...

disi kole ile hala gorusuyor muyum? Hayır! Sadece ayda yılda bir hatır sormak icin aramalar dısında bir yüz yüze gorusmemiz yoktur. Net sanırım:)

Dişi Köle dedi ki...

@Adsız: Elbette bu, O'nun aklımdan çıktığı anlamına gelmiyor. O her zaman aklımda ve kalbimde benimle birlikte yaşıyor

Red Dominum dedi ki...

bugün tarihe geçsin! yıllar sonra , o beni okumaktan cok onu okumayı hayran derecesinde sevdiginiz Dişikole lütfetti ve yorum yazdı.....:)

Tek bir cümle yazdı Dişiköle.... "O'nun aklımdan cıktıgı anlamın agelmiyor, o her zaman aklımda ve benimle birlikte yaşiyor " demis....


Burada eski Efendisi, Reddominum'un kıcını kaldıracak bir sey demedigini görmek marifettir....

Diyor ki onunla kurdugumuz ilişki güzeldir...Reddominum umrumda degildir....


Benim ya da disikolenin blogunda yazanların ozeti bu işte....Kişiler degil aradaki ilişkinin kutsallıgı adına bir aradalık! hepsi bu.....

Herkese anlamlı bir yanıt oldu sanırım!

Adsız dedi ki...

(ben şu en üstteki adsız, dişi bilmemneyi soran değil yani)
konunun ve muhabetin gidişatına uygun oymayan biri çıkıyor,
alakasız bir yerde, alakasız bir soru sorarak bir kart atıyor,
sonra o kartın sahibi geliyor alıyor onu cvp da verriyor, yıılar sonra:))
ama öyle bir top atyor kiii,
tam efendisinin, istediği golü atmak için gerekli yerde atıyor yani:)))
köle efendi diil sanırsın çözüm ortağı:))

evet sayın dişi sendeyizz

Adsız dedi ki...

Aylardır sizi keyifle okuyordum Reddominum. Ama şu kıza verdiğiniz cevap ne kadar da acımasızca... 3. bir şahıs olarak onun adına yorum yapamayacağım ancak tee burada evinde oturan beni bile yaraladı cümleniz.

Red Dominum dedi ki...

Degerli Adsız
Disikole'yi yaralayan bir cümlem yok . İyi ifade edemedim sanırım. Beni kastederek "onun aklımdan cıktıgı yok kalbimde benimle yasiyor" demiş. Ben de okurlara dedim ki, bundan sımarılacak kendime bir pay cıkarmıyorum, aslolan reddominum degil, aslolan icinde tasıdıgı reddominum'la kurdugu iliskidir. yazdım....

Yani ozledigi sey bir insandan ibaret degil, kendisinin de mimarlarından biri oldugu "iliski" yazdım. bunda yaralayıcı bir sey yok, daha ziyade disikolenin güzel sozlerinden dolayı mutevazi sekilde, kendimi geri cektim, ilişkimizi one cikardim...Acımasız cevap degil tam tersi utangacca mutevazi bir cevaptı. Bu bakıs acısından tekrar okursan sevinirim. Ovulmeyi sevmedigimi ve bundan rahatsız oldugumu disikole de bilir, okurlar da. ORada bana dair fazla onure edici bir soz varken altına "Evet ozler beni" mi deseydim:)))) Kibarca "yok canım bana dair degildir" diyip yorum yaptim:) Sevgiler:)

Adsız dedi ki...

Merhaba, kızlarsoruyor.com'dan geliyorum orada mesaj atamadım. bu arada bu yorumu az önce de yazdım ama muhtemelen gitmedi dolayısıyla tekrarlamak durumunda kaldım. bir soru açmışsınız ve yorumlarda ''kadın aciz yapısı nedeniyle asla efendi olamaz sadece efendi rolü yapar'' demişsiniz, ne vasat bir cümle ama! korkunç derecede cahillik akıyor cümleden kusura bakmayın :) okuduğumdan beri şaşkınım çünkü sizin son derece saygıdeğer biri olduğunuzu düşünüyordum. hem blog hem de siteden takip ediyordum ancak beni çok sasırtınız. sanki cümle size ait değil de eski kafalı bir cahile ait gibi, sizden kesinlikle beklemeyeceğim bir cümleydi. neyse, o kadar sasırdım ki size yakıştıramadığımı söylemesem içimde kalırdı. içimde kalmasındansa dışa vurayım dedim :)
sevgiler!

Red Dominum dedi ki...

Usenmeyip buraya kadar geldigin icin tesekkurler. Saygıdeger biri olup olmadıgımı bilmiyorum. Fakat abuk subuk homojen bir ortamda (kavrayıs seviyelerinin farklılıgından sozediyorum) genel geçer bir yorum yapmisim o zaman. Aciziyetten kastım, kadınlara hakaret degil. Bu blogumda da gorebilecegin yazılarımda, kadının koleye bir süre sonra sevkatle bir "anne" gibi ya da aşırı siddetli ve otoriter tavırla (rol yaparak yani) yaklaşmasının dışında, gerçek olgunlukta bir efendilik yaptıgını ne gordum ne duydum. Bu nedenle paralı dominatrixler cok fazladır mesela. Gerçek kadın efendiler olsa, hangi erkek gider de parayla kendini kırbaçlattırır acaba? Burada eski dil ile bir "acz" soz konusu demek istedim. Umarım daha iyi ifade edebilmişimdir. Anaç duyguları ya da erkeği örnek alma cabasının role dönüşmesi. Fakat bil ki bu sadece BDSM'de degil mecliste de, iş hayatında da rastlanılan ve üstüne sosyologların hatta feministlerin bile yazdıgı bir konudur. Kadının kimliğinin üzerinden buldozer ile gecildi cünkü tarih boyunca.

Adsız dedi ki...

Evet acikcasi simdi daha fazla tatmin oldum diyebilirim. Cunku o yorumu ilk okudugumda sizin yazdiginiza inanamayip 2 kez kontrol ettim hatta ve hatta ironi yapip yapmadiginizi anlamak icin tekrar okudum :) ama simdi uzun uzun acikladikca daha anlasilir oldu ve tamamiyle katilmasam da saygi duyabilecegim bir gorus haline geldi. Iyi ki size yazmisim :)
Sevgiler